Açık uçlu sorularla imtihan.
Bu konu bence de sıkıntılı. Açıkçası adam kayırmanın altyapısını
yapıyorlar. Netekim, mürtecilerin bu güne kadar yaptığı namussuzluklar
bundan sonrası için bir ölçü olmalıdır. Cevap anahtarları şifrelenmiş
imtihanlar oldu. Bazı dersanelerde cevap anahtarları dağıtıldığını
biliyoruz. Bazen de belirli öğrencilerin, belirli gözetmenlere ve sınav
salonlarına toplandığını duyduk. O kadar çok namussuzluk var ki, hangi
birisini sayalım.
Ben 52 yaşında bir uzman hekimim. Artık kariyer beklentim yok. Doçent,
profesör falan olmayacağım. Hevesim yok. Geçti o dönemlerim, geride
kaldı. Belki beş altı yıl daha çalışır, köşeme çekilirim.
Fakat, bir hasta olduğum kesin. Her geçen gün daha çok hasta oluyorum.
Koroner yetmezlik, kalp krizi, by-pass, damar sertliği, kollesterol
yüksekliği, hipertansiyon falan.
Son günlerde de şekerim yüksek çıkmaya başladı. Bundan sonra daha iyi
olmayacağım kesin.
Sizler açısından da durum aynı. Her fani bir gün yaşlanacak. Ölümlü
olduğumuza göre sonunda öleceğiz elbette. Elbette bir de ölüm sebebimiz
olacak. Ya böbreğimiz, ya kalbimiz, ya ciğerimiz bir şeylerimiz
yetmeyecek. Bir yetmezlik sonucu öleceğiz. Bakın kahin gibi ne kadar
kesin söylüyorum, ama kahin değilim. Bizi yetmezliklere hastalıklarımız
götürecek. En sonunda musalla taşına imamın önüne geleceksiniz. Ama
ondan önce yıllarca hastanelere gideceksiniz. İmamla en çok bir cenaze
namazı kadar işiniz olur. Belki ona da gerek yok. Benim açımdan öyle
yani. Ama hangi dinden olursanız olun, ne kadar dindar olursanız olun,
hasta olacaksınız kardeşim. Doktorlara, hemşirelere muhtaç olacaksın,
hiç çareniz yok.
İşte bu yüzden çok önemli. Hekimler yeri gelecek en çok görüştüğünüz
insanlar olacak. Hele yaşamsal bir ameliyat falan olmanız gerekse sizin
canınızı alacak, ya da canınızı bağışlayacak kişidir hekim. İlah gibi
yani. Evet, meslek yaşamımda kendini kaptırıp ilahçılık oynayan hekimler
de gördüm. Bu da mesleğin bir yan etkisi işte.
Gençliğimde kendimi süpermen gibi hissederdim. Hiç bayılmamışım, bir
yerim kırılmamış, ameliyat olmamışım, ciddi bir hastalık yaşamamışım,
devamlı kullandığım bir ilaç yok.
Sanki dokunulmazlığım varmış gibi. 39 yaşımdan itibaren işler ters
gitmeye başladı. By-pass ameliyatı kolay değildir. İnsan takla atmış
araba gibi oluyor. Bir daha asla ayar tuturamıyorsunuz. Bir insanın
hayatta yaşayabileceği en büyük birkaç ameliyattan biri. Batın
ameliyatları gibi de değil. Kemik yapı var. Göğüs kafesi onu kesiyorlar,
ekartörlerle esneterek göğsünüzün tam ortadan açıldığını düşünün.
Kendinizi o haldeyken bir gözlerinizin önüne getirin. Anestesi süresi de
çok uzun. En az 4-5 saat. Kalp durduruluyor. Kan dolaşımı pompaya
bağlanıyor. Vücut soğutuluyor. Kan kimyası allakbullak oluyor tabii.
İşte bütün bunları bana bir insan, bir hekim, bir kalp damar cerrahı
yaptı. Suç ortaları da var. Bütün bir ameliyathane ekibi. Başka biri
bunu yapsa planlı cinayet girişimi. Her türden ağırlaştırıcı sebep var.
Hunharca hislerle insanları kesip biçenlerden çok farklı değil.
By-passla kalmadı tabii.. Ameliyatlar devam etti. Organlarım bir bir su
koyuvermeye başladı. Hemoroid, mide kanaması, kırıklar. Orhan Veli yaş
otuzbeş yolun yarısı demiş ya.
Doğru demiş. Gerçekten de öyle. Bundan sonrası hep yokuş aşağı.
Doğrusu ben korkuyorum. Ölmekten değil, sürünmekten, acı çekmekten
korkuyorum. Meslekte ehil olmayan, acemi olan, ihmalkar, dikkatsiz,
özensiz hekimler var. Onlardan zarar görürüm diye korkuyorum. Son
yıllarda sayıları çok daha fazla arttı. Biz kendi camiamız içinde
bunları bilir ve tanırız.
Namussuz hekimler de çoğaldı. Misal olsun diye söyleyeyim, sokaktan
geçen kedilere, köpeklere bile protez çaktığı söylenen bir ortopedist
meslektaşımız vardır. Çok da dindardır haaa. İki lafından birinde kul
hakkından bahseder. Sorgu meleklerinden çok korkarmış falan. Hastanın
ağızdan girip, burnundan çıkan ikna kabiliyeti çok güçlü hekimler. Biz
bunları bilir ve tanırız az çok. Ama hastalar bilmez. Bilemez.
Ben kendi hesabıma bilincim açık olduğu sürece kendimi ve sevdiklerimi
namussuz, acemi, ehil olmayan hekimlerden koruyabilirim diye
düşünüyorum. Korkum ben baygınken beni rastgele bir acil servise, rast
gele bir hekime getirmeleri.
Doğrusu her ile birkaç tıp fakültesi kampanyası, senede on binlere varan
hekim mezuniyetleri, yetersiz öğretim üyelerinin hızlandırılmış akademik
kariyer imkanlarıyla artırılması, paraya dayalı sağlık sistemi. Bütün
bunlar korkutucu.
Bir de cemaat işleri var. Bakın bu da çok önemli. _*Cemaat
bağlantılarını meslekte yükselmek için kullanan kifayetsiz muhterisler
var.*_ Hastanemizde tek bir ameliyat yapmadan beş sene çalışmış cemaatçi
bir beyin cerrahımız vardı mesela. Sonradan önce hemşirelik yüksek
okuluna müdür, daha sonra da ilimizdeki üniversitenin beyin cerrahi
kliniğine şef oldu. Siz şimdi üniversitenin bilimsel seviyesini bir
düşünün. Ameliyat yapamayan bir beyin cerrahisi hocası ve onun
yetiştirdiği asistanlar.
Doğrusu hiç abartmıyorum. _*Ömrüm boyunca gördüğüm cemaat bağlantılı
insanlar arasında mesleğinde ehil, bilgi ve beceri sahibi tek bir kişi
görmedim.*_ Ne hekim olarak, ne de başka şekilde. Ve dindar cemaat
müritleri de onlara gidiyor. Kendilerini onlara teslim ediyor. Doğrusu
Allaha inanmam ama, bir tür ilahi adalet var sanki. Din, din eliyle can
alıyor. Osmanlıca parçalamak gerekirse, bu nasıl bir tevaffuktur
yahu?!.. Sanki hak yerini buluyor...
Bence siz de korkmalısınız.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
Necati Doğru: Açık uçlu!
Her genç, doktorun gönlünde /*“hayat kurtarmak”*/yatar. Bunun için
doktor olmak isterler ve yıllarını /*“çalış… çalış… çalış…” */üzerine
kurarlar. TUS’a yani Tıpta Uzmanlık Sınavı’na girecekler. Sözgelimi
sorular sorulacak: Hasta, /*“karın ağrısı şikayeti”*/ ile geldi önce ne
yaparsın?
Ne biliyorsan yaz:
-Karın muayenesi yaparım.
-Kan tahlili yaparım.
-Hemen MR’a yollarım.
-Hemen biopsi alırım.
-En pahalı ilacı yazarım.
-Sorgulama (anamnez) yaparım.
Bu cevapların hangisi doğru? Sınav kağıtlarını okuyacak olanın hükmüne
kalmış. Cevap olarak; /*“en pahalı ilacı yazarım” */diyen doktor
adayını/*“uzmanlık bilgisi tam”*/ ilan edebilir.
Çünkü o torpillidir.
Çünkü o kayrılandır.
Çünkü o yandaştır.
Açık uçlu pistondur.
* *
Genç doktorlar.
Bütün TIP öğrencileri.
Şüphe içindeler.
Kuşku duymaktalar.
İstanbul Tıp Fakültesi Halkçı Sağlık Kulübü üyesi genç doktorların bana
anlattığına göre, TUS sınavları, bugüne kadar /*“kapalı uçlu”
*/sorularla yapılırdı: Soru; yine /*“Karın ağrısı şikayetiyle gelen
hastaya önce ne yaparsın?” */diye sorulur ve altında /*“a-b-c-d-e
şıkları”*/ sıralanırdı. Şıklardan biri doğru cevaptı.
Bilgiyi objektif ölçmekti.
Kim doktor gibi doktor?
Kim doktorluğu hak etmiş?
Kim kadroya alınmalı?
Sınavlarda mümkün olduğunca /*“tarafsız ve objektif”*/ olarak
belirlenebiliyordu. Çünkü sorular kapalı uçluydu ve sınav kağıdını
okuyanın keyfine bırakılmıyordu.
Açık uçluya geçildi.
Doktorlar şüpheye düştü.
Kalplerine kuşku girdi.
*
Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) girerek; Üniversite Hastaneleri, Eğitim
Araştırma Hastaneleri, Sağlık Bakanlığı TIP Fakülteleri ve diğerlerinde
doktor olma şansı arayanların seçimine /*“açık uçlu torpil”*/ girecek.
Şüphelenmek sağlıktır!
Yeter ki kanıtın olsun.
Genç doktorların kanıtı var.
KPSS sınavlarında toplu kopya kayırmacılığı ve soru şifreleme
skandalları yaşandı.
Zerre sıkılma olmadı.
* *
Başta Tayyip Erdoğan,
Bütün kadrosu çürüdü.
Sayfalarca /*“VIP Torpilli Listeleri”*/ yayınlandı. Dürüst, çalışkan,
namuslu, beyin emeğine güvenerek sınavdan geçmiş milyonlarca genç
insanın hakkının yenildiğini Meclis kürsülerinden milletvekilleri dile
getirdiler.
Zerre utanma olmadı.
Genç doktorlar uyarıyor: Türkiye’de /*“açık uçlu torpilin hedefine bu
kez devlet hastaneleri ve sağlık kurumları”*/ konuldu. Türkiye
sağlığından da çürütülüyor.
Uyanın!
Grev erteleme! Vatan hainliği!
Bu çağda, bu koşullarda /*“Vatanımızın milli güvenliği tehlikeye girer
diye işçilerin grevini” */ertelemek aslında vatan hainliği sayılması
gerekir. Çünkü işçilerin grevini erteleyerek aslında /*“sosyal
barışı”*/bozmuş ve vatanın güvenliğini tehlikeye atmış oldular. Devletin
ve iktidarın, işçilerle işveren arasında anlaşmazlık çıktığında tarafsız
davranması/*“onları uzlaşabilecek bir çizgiye”*/ doğru yönlendirmesi
beklenir. Tersi oldu. DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş Sendikası üyesi 15
bin işçi 22 işyerinde greve gidince Bakanlar Kurulu (yani Tayyip
Erdoğan) patronların yanında yer aldı. Grevi 60 gün ertelediler. Devlet
gücü sermaye gücüyle birlik oldu, ucuz emek sömürüsü devam etsin diye
işçinin gücünü ezdi. İktidar grevi ertelemeseydi; patronlarla işçiler
bir noktada anlaşacaklardı. Üretim barış içinde ve işçi de memnun,
işveren de mutlu devam edecekti. Ülkenin milli güvenliği
sağlamlaşacaktı. Vatan hainliği yapıldı.
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150202150748-03
Dusmanlarinizi sevin cunku kusurlarinizi yalniz onlar acikca soyleyebilir.
Benjamin Franklin
Said-i Nursi:
Ben Risale-i Nur u, ovmekle, ondan overek soz etmekle aslinda Kuran i
ovmus oluyorum.
Cunku Risale-i Nur, Kuran in en guclu bir tefsiridir.
Hatta ondaki olanlar, Kuran daki olanlardan sizmis, suzulmus seylerdir.
Onun icin Risale-i Nur u hakli olarak ovuyorum
Iste Said-i Nursi ye gore, Said-i Nursi budur.
Boyle bir ulu kisi (!) dir.
Kendisini boyle tanitiyor Said-i Nursi.
Bir insanin, kendisinden boyle soz etmesi, kendisini boyle tanitmasi
icin akil ve ruh hastasi veya maksatli olmasi gerekir.
Acaba bu ihtimallerden hangisi dogrudur?
Yoksa ikisi de dogru mudur?
Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.
PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk
Asik ERBABI
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.