DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir. Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır. http://www.philreinhardt.com/downloads/SuperSqueezePages/Super%20Squeeze%20Page%20Pack/BonusMoreAnimatedArrows/More%20Animated%20Arrows/Arrow%20Down%204/ArrowDownLeftBig.gif
------------------------------------------------------------------------ Okullarda Osmanlıca değil Ekşi Sözlük okutulsun <http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2014/12/okullarda-osmanlca-degil-eksi-sozluk.html>! Son günlerin popüler tartışma konusu Osmanlıca dersleri. Genç kuşaklar için atalarını tanıma, anlama ve yaşatma fırsatı olarak sunuluyor. Okullarda öğretilmesi gündemde. Gerekliliği konusunda hakim düşünce *"bizi yansıtması"*. Halkımızın derin kültürünü, bilgeliğini ve tarihsel varlığını yansıttığı düşünülüyor. O nedenle de okullarda öğretilmesi gerekli görülüyor. En basitinden atalarımızın mezar taşını okuyabileceğiz. Öyleyse şu soruya yanıt vermemiz gerekiyor: Bizi yansıtan her konu okullarda ders olarak okutulmalı mı? Eğer öyleyse, okullarda ders olarak okutulması gereken ilk şey *"Ekşi Sözlük"*. Çünkü hiçbir şey *"bizi"* bu kadar çok yansıtamaz. Bugünkü kültürümüz, bilgeliğimiz ve varlığımız tıpkı Ekşi Sözlük gibi. Bizi en iyi yansıtan şeyin ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız, işte size 10 maddede Ekşi Sözlük. *(Ekşi Sözlüğün Osmanlıca ile ilgili görüşlerini de madde sonlarında okuyabilirsiniz.) * 1-Her konuda bilgi sahibidir. Astronomi, gen bilimi, nükleer fizik ya da yarı iletkenler gibi bilimsel gelişmişliğimiz içinde henüz yer edinememiş birçok konuda ayrıntılı fikirler bulabilirsiniz. Bu kadar fikri olan ülkede bu bilimlerin nasıl gelişmediğine hayret edersiniz. *"Sanırsın Osmanlıca öğrenince GSMH 50 bin dolar olacak"* 2-En karmaşık konularda bile düşüncelerini Richard Feynman bilgeliğinde anlatan isimsiz yazarlar bulabilirsiniz. Mesela *"Tragos"* adlı yazar atomu parçalamak isteyenlere yöntemi gösterir: *"Bir parça gümüşü termal nötron kaynağına maruz bırakınca insanı tatmin edecek kadarı gerçekleşir"* Emin olun, konunun en önemli kitaplarında bile yoktur bu açıklama. Yazarların isimlerinin belli olmaması onların olmadığı anlamına gelmez. İsimlerinin sahteliği ise tamamen serbest piyasanın ambalajlama mantığıdır. Uydurulmuş bir kimlikle yaratılan sahte duygular reklamcılığın vizyonu değil midir? *"Osmanlıca nedir dersen, yabancı kelimeye Türkçe eylem iliştirmektir. Hani set ettim, check ettim dersin ya; hah işte, o plaza dilinin Osmanlı Sarayındaki halidir"* 3-Argo, bir can simidi gibi her zaman yardıma yetişir. Düşüncenin anlatılamadığı, heyecanın mantığın önüne geçtiği, eleştirinin en ağırının yapılması gerektiği durumlarda uygunsuz sözcükler hiçbir tasarrufa gitmeden kullanılır. Politika, spor ve hatta sanat dünyasının temel iletişim şekli haline gelen argo ve uygunsuz sözcüklerin sadece tahsilsiz erkekler arasında söylendiği günler çok gerilerde kaldı. Küfürün olmadığı her ortam bu toplumu yansıtmıyor demektir. *"Osmanlıca ha; her kuşu sevdik de bir leylek kaldı"* (-sevdik sözcüğü orijinal metinde argo haliyle yazılmıştır) 4-Bilgiyi, kaynağındaki ham haliyle değil, sokaktaki vatandaş için işleyerek verir. İlkokulda cümle içinde kullanılan yeni sözcüğün basitliği vardır. Kullanıcı dostudur. Standart olmayan bir ifade tarzı vardır. Baudrillard'ın iletişim sarhoşluğu dediği ruh halidir bu; hakikat sadece bir simülasyondur. Farklı fikirlere açık olanları fikir emperyalistlerine dönüştürerek dünyanın fikirsel efendileri haline getirir. Bu tam da kahvehane köşelerinde yapılandır; memleketi kurtarıp Fenerbahçe'yi şampiyon yapmak. *"Osmanlı İmparatorluğu ile ticaret artıyor; şirketler harıl harıl Osmanlıca bilen eleman arıyor; Ottomanish çağın dili"* 5-Hakikatin ne olduğuyla pek ilgilenmez, onu zamana göre yeniden düzenler. Amerika'yı müslümanlar keşfetmiştir misali her konu ana göre yeniden şekillendirilir. Ayın yüzeyini inceleyen astronotun vekilidir sanki anlatan. Fakat sonuçta yaratılan malzeme toplumun alt sınıflarının beğeni ve kültürüne hitap eden tarzdadır. Bilgi kullanılıp atılan bir tüketim malı haline dönüşmüştür. D.Hebdige'nin dediği gibi; kısa vadeli, düşük kiralı ve nikelajlı bir ütopya. *"Dedelerin mezar taşı Osmanlıca yazıldıysa liseliler 80-90 yaşında olmalı"* 6-Kendinden önce ne yazıldığını genellikle bakılmaz. Okuma ve anlama gerektiren bu aktivite zaten halkımızın genel karakteristiğine de aykırıdır. Çoğu zaman aynı şeyler art arda defalarca yazılır. Zaten bu iletişim şeklimizin de en önemli özelliğidir. Karşı tarafı dinlemek ve anlamak tercih ettiğimiz bir şey değildir. *"Tek mesele buysa, rahmetlinin mezar taşını değiştirmek daha ucuza gelmez mi?"* 7-Gerekli gereksiz her konu üzerine fikir bildirilir. Kültürel bir kibirlilik en önemsiz konuları bile gündeme çıkarır. Ama aynı zamanda bir filtre işlevi görür. Olayların rahatsız edici ve tanıklık etmeye zorlandığımız hissini veren yanlarını filtreden geçirip ortadan kaldırmamıza hizmet eder. Unutmak toplumsal düşünce şeklimiz değil midir zaten; işte yapılan bunun kontrollü şeklidir: *"Okuyabildiğini okumayan halka okuyamadığını okutmak marsa gitmek kadar değerlidir; istikbal mezar taşlarındadır"* 8-Özet, giriş ya da sonuç gibi gereksiz şeylerle uğraşmaz; direk konunun özünü verir. Sistematik bilgi eksikliği yüksek olduğu için düşünceler arasındaki sınırlar ekvator çizgisinden daha gerçek değildir. Bize satılmaya çalışılan şey piyasanın son model idealizasyonundan başka bir şey değildir. Yani gerçeklikle alakası olmayan yeni bir gerçeklik. Richard Hoggart'ın dediği gibi; içi boş bir parlaklık, pırıltılı bir barbarlık ve sonuçta ruhsal çöküntü. *"Dedeleri 1923'ten sonra ölenlerin mezartaşları okunabilir bir dille yazıldıysa dersten muaf olacaklardır"* 9-Yazılanlar ne kadar farklı düşünceler içerse de ortak bir özellik sergiler: Aslında herkes izleyicidir. Piyasa ekonomisi içinde idealistik bir aşırı basitleştirmedir yapılan. Kapitalizmin herkesi çağdaş kabilecilik gerçeklerini özlemeye nasıl yönlendirdiğinin temsilidir. Daima bir sahil kasabası hayali ile tüm haksızlıklara tepki vermeden ömrünü geçirmek değil midir zaten çoğu zaman halkımızın tutumu? *"Seçim zamanı kendi geleceğini iki paket makarnaya satanların dedesinin mezar taşıyla ilgileneceğini sanmam ama sen öğret yine de"* 10-Diğer düşünceleri dışlamadan kendi düşüncesini oluşturamama ve diğer düşünceleri aşağılamadan yeni bir düşünceyi ortaya koymadaki beceriksizlik çoğu zaman genel bir ilkedir. Çünkü taraf ya da bertaraf olma kaygısı kanımıza işlemiştir. Bir fikir başka bir fikre karşı olduğu için doğrudur gibi aptalca bir savunma şekli zaten tüm hayatımızı kaplamıyor mu? *"Her yer AVM; mezarı bulduk da okuması kaldı"* Osmanlıca ne kadar bize ait bilemiyorum ama Ekşi Sözlük tam bize göre. Bazıları şaka olarak algılayacak ama okullarda Osmanlıca değil Ekşi Sözlük okutulsun! ------------------------------------------------------------------------ a45UyF587661-141208102544-01 ^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON> -- Sungulerle her sey yapilabilir. Ama uzerine oturulamaz. Napolyon Rabbinizden olan magfiret ve eni goklerle yer kadar olan cennete (kavusmak icin) yarisin; o, muttakiler icin hazirlanmistir. Ali Imran-133 Peygamber hic bir vakit ayak ustunde isemedi. Hanbel 4/196; 6/136, 192, 213). Peygamberin ayak ustunde isedigini gordum. Buhari 4/60, 62; Hanbel 4/246; 5/382, 394 Tevbe suresinin 130.ayeti de Risale-i Nur a isaret ediyormus. Ayetin Turkce anlami: -Eger yuz cevirirlerse de ki: Allah bana yeter. Ondan baska Tanri yoktur. Ona guvendim ve ona dayandim Said-i Nursi ye gore; bu ayet, Risale-i Nur kitaplarindan olan Isaret-ul Icaz adli kitabin yazildigi tarihi gosteriyor. Birinci Dunya Savasi nin baslangici sayilan olaylar meydana geldiginde, hic kimseden yardim gormeden nurlarin yayildigina isaret ediyormus Buna gore ayetin anlami su oluyor: -Ey Risale-i Nur, eger senden yuz cevirirlerse de ki: Allah bana yeter. Ondan baska Tanri yoktur. O na guvendim ve O na dayandim Suphesiz Allahin askerleridir galip olanlar anlamindaki ayet de Risale-i Nur a isaret ediyormus. Said-i Nursi ye gore; bu ayetteki Allahin askerleri sozunun kapsaminda ozellikle, Risale-i Nur sakirtleri vardir. Ayet, Risale-i Nur Sakirtlerinin bir zaman hapse girmelerine karsilik, manevi yonden galip olduklarina isaret ediyor ve tesellide bulunuyor Said-i Nursi ye gore: Risale-i Nur Sakirtleri dir. Galip olanlar Ayetin Turkce anlami: Onlar ki O nun la birlikte inandilar, iman ettiler. Onlarin nurlari, onlerinden ve saglarindan kosusmaya ve ucusmaya baslar. Yani nurlari cevrelerine sacilir. Onlar o zaman, -Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bagisla! derler Said-i Nursi ye gore; bu ayette de, ozellikle Risale-i Nur sakirtleri, yani Nurcular anlatilmaktadir. Said-i Nursi ye gore; ayetin anlami soyle oluyor: Said-i Nursi yle birlikte inananlar ve iman edenlerin nurlari cevrelerine sacilir. O zaman onlar, -Ey Rabbimiz nurumuzu tamamla ve bizi bagisla! diye dua ederler Derleyen: Osman Turkoguz INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK. Tek carenin galiplerle uyusmak ve anlasmak olacagi bu kafasizlarca ne zaman anlasilacak?- Yazar Refi Cevat Ulunay - 23.03.1920 Dusmanlarin butun calismasi, baris esaslarinin kararlastirilacagi su siralarda memleketimizi disarida ve iceride gucsuz bir durumda birakarak istedikleri her seyi kabul ettirmeyi amacliyordu. Gelecege yonelik cikarlarini, cesitli baskilarla butun dis ulkeleri aleyhimize cevirmekte goren bazi kurulus ve unsurlar ise, tarafimiza yoneltilen bu akimi temelinden yikmak ve butun dis ulkelerin milletimiz lehine, dusuncelerinde degi$iklikler olmasina firsat vermemek icin, tumuyle yalan olan en son Ermeni soykirimi uydurmasini duzenlediler ve acikladilar. Ingilizler, bir yandan dis durumumuzu yeni toplu oldurme iftiralari ile sarsarak tasarladiklari Istanbul isgalini kolaylikla uygulayabilecek bir ortam hazirliyorlardi Anadolu da yerlesmis Ermenilerin ve Rumlarin hukumet emirlerine ve milli amaclara karsi gelmedikce her turlu saldiridan korunmalari ve tam anlami ile mutlu ve rahat bir hayat yasamalari oteden beri kabul edilmis bir ana konu idi. Kilikya ve dolaylarinda ve dogu hududumuz disindaki resmi ve resmi olmayan Ermeni kuvvetlerinin dindas ve irkdaslarimiza karsi yapilan cinayete varan saldirilari karsisinda bile, ulkemizde yasayan Ermenilerin her turlu taarruzdan korunmasini saglamayi pek onemli bir medeni gorev kabul ettik ve Anadolu nun dis dunya ile iliskisinin ke$ik oldugu bu gunlerde yuce vatan cikarlarini amaclayan onlemler icinde Ermeni halkinin esenliginin korunmasi gerekliligini butun makamlara bildirdik. Iste, Istanbul un yabanci kuvvetlerce isgalinden bu gune kadar gecen aci gunlerinde hicbir dis ulkenin fiili korumasina erisemeyen Anadolu Ermenilerinden hicbir kisinin, en kucuk bir anlamda bile, saldiriya ugramamis olmasi, bize her nedenle cinayet yukleyen ve medeni duyarliligi kendi tekelinde sanan entrikaci Avrupalilarin yuzlerini kizartacak ve milletimizin yaradilisindan sahibi bulundugu insanlik torelerinin yucelik derecesini ispat edecek cok onemli bir konudur. (24 Nisan 1920) K.ATATURK Amerikan Devleti nin bize emrettigi ve ogrettigi gibi hissetmiyorum. Bakin soyluyorum. Benim aklim oyle calismiyor. Bir moron gibi yaptigim birsey var adi: Dusunmek. Kendi goruslerimi de olusturmayi sevdigim icin icin pek iyi bir Amerikali degilim. Bana soylendigi anda yere yuvarlanmiyorum. Ne yazik ki cogu amerikali emir verildigi anda yere yuvarlanir. Ben boyle degilim. Hayatimda uydugum kesin kurallarim var. Birinci kuralim: Devletin bana soyledigi hicbir seye inanmamak. Hicbir seye. George Carlin PEZEVENK . . . . . . Dunya ahvalinden haberi yoktur Sohbeti din ile acar pezevenk Komsusu ac iken kendisi toktur Sanki melek olmus ucar pezevenk . . . . . . Karanlik islerde ziplama ister Evine granit * kaplama ister Dunya mektebinden diploma * ister Insanlik dersinden kacar pezevenk . . . . . . Herkesin kabina cesmesi akmaz Erkek sinekleri hareme sokmaz Fakir komsusunun yuzune bakmaz Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk . . . . . . Sanirsin Allah'la akde oturmus Cennete giderken macun goturmus Huriler'i dizip isi bitirmis Simdi gilmanlari secer pezevenk . . . . . . Aydinliga dusman yobazin dolu Hu cekerken sismis agzinda dili Erbabi, ulkede bunlardan dolu Durmadan zehrini sacar pezevenk Asik ERBABI Zaman icinde Filistin in tamamina yayilacagiz Prof.Dr.Haim Weizmann, Israil Devlet Baskani Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER 0532 233 31 52 -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected]. To post to this group, send email to [email protected]. Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat. For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
