------------------------------------------------------------------------
Karşılığı olmayan çek değil sensin
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2014/07/karslg-olmayan-cek-degil-sensin.html>!
Piyasaların nasıl işlediği konusu finansın içindekiler için "çocuk
oyuncağı" dışındakiler için "muamma"dır.
Ama aslında her iki taraf da piyasaların nasıl işlediği konusunda
tam bir bilgiye sahip değildir.
Finansa yakın olanlar piyasaları görünmez elin yönettiğine inanırlar.
Yani alıcı ve satıcı daima uzlaşacak bir çözüm bulurlar mantığıdır bu.
Üzerinde fazla düşünmediğiniz sürece bu son derece kabul
edilebilir bir argümandır.
Peki ya biraz düşünürseniz?
Mesela rastgele açtığımız bir haber kanalındaki şu başlıklara
bakalım*"Bist direnemedi"* *"Gelişen piyasalarda rekor borçlanma"*
*"Telekom'un karı beklentiyi aştı"*
Şimdi bu başlıklar üzerinde biraz düşünelim.
İlk başlıkta borsanın düşüşünün olumsuzluğu üzerine bir vurgu var; fakat
açığa satışçılar için bir fırsat doğduğundan hiç bahsedilmiyor.
İkinci başlık borçlanmanın yüksekliğinin tehlikeli olabileceği düşüncesi
yaratıyor; acaba kredi alıp da kendini mutsuz hisseden bir yatırımcı var
mıdır sorusu görmezden geliniyor?
Üçüncü başlık şirketin karındaki beklenti dışı artışın yatırımcılar için
çok hoş karşılanması gerektiğinin altını çiziyor; milyonlarca müşteriden
yüksek fatura bedelleri alınmış olmasının ahlaki olumsuzluğuna pek
aldırış edilmiyor.
Rastgele seçilen bu üç haber başlığı aslında piyasalar hakkında bize
çarpıcı bir bilgi veriyor.
Daha doğrusu iki bilgi veriyor.
İlki, piyasalar hakkındaki genellemelerimizin ya da başka bir deyişle
ifade edersek referans noktalarımızın yüksek bir hata içerdiği.
İkincisi ise doğru kabul ettiğimiz bu varsayımların çözülmesi güç derin
paradokslar oluşturduğu.
Hiçbir ekonomi kitabı piyasalar üzerine sabit olan referanslarımızın
çelişkili yapısını açıklamaz.
Krediyi vadesinde ödemeyenin *"lanetlendiğini"*, yüksek fiyattan aldığı
bir şeyi düşük fiyattan satanın *"akıldışılığını"* ve dolandırıcıyı
yakalayanın sisteme olan ideal *"hizmetkarlığını"* anlatır durur.
Okuyanlar da bunlara inanır ve piyasa denilen hayali mekanın örf ve
adetleri belirlenmiş olur.
Artık borsanın düşmesi kötü, aşırı borçlanma olumsuz, yüksek şirket karı
iyidir.
Ne dersiniz, sizce de öyle mi?
iRRasyonel olarak bu sorunun yanıtını yıllarca ekonomi kitaplarında aradık.
Fakat aradığımız yanıt ekonomi kitaplarında değil de bir psikoloji
kitabında karşımıza çıktı.
Psikolog Darian Leader, *"Kadınlar neden yazdıkları her mektubu
göndermezler?"* adlı kitabında çarpıcı bir hikaye anlatır.
Benzerine hiçbir ekonomi kitabında bugüne kadar rastlamadığımız hikaye
kısaca şöyledir..
*"Dük"* adlı büyük bir dolandırıcı müthiş bir plan hazırlar.
Amerika'da küçük bir kasabaya yerleşir ve yerel bir bankada bir hesap
açtırır.
Çeşitli küçük işlemler yaptırır ve bankanın güvenini kazanır.
Derken cuma akşamı şehirdeki lüks otomobil mağazasından içeri girer ve
en pahalı spor arabayı almak istediğini söyler.
Ne fiyatını sorar ne de arabanın hangisi olduğunu.
Galeri sahibi hayatının fırsatını yakalamıştır.
Elde edeceği kazanç ömrünün sonuna kadar çalışmadan yaşamasına yetecektir.
Alıcı ve satıcı anlaşır ve sıra ödemeye gelir.
1 milyon dolarlık ödeme çekle yapılacaktır.
Satıcı derhal telefona sarılır ve bankayı arar.
Karşılığı olduğunu öğrenirse sorun kalmayacaktır.
Fakat telefonlara kimse yanıt vermez.
Çünkü bankanın mesai saatleri birkaç dakika önce sona ermiştir.
Satıcı bir karar vermelidir; çeki almalı mı yoksa satıştan vaz mı
geçmelidir?
Dük ona pazartesiye kadar şehirde kalacağını ve çek ödenince şehirden
ayrılacağını söyler.
Satıcı biraz düşünür, Dük'e inanır ve çeki alır.
Dük ona güven vermiştir.
Dük arabaya biner ve oradan ayrılır.
Kasaba küçüktür.
Dük, arabayla biraz yol aldıktan sonra yol üstündeki ikinci el araba
dükkanına girer.
Arabadan memnun olmadığını ve arabayı satmak istediğini söyler.
Galeri sahibi memnuniyetle karşılar.
Dük, arabayı 1 milyon dolara aldığını ama hoşuna gitmediği için 750.000
dolara satacağını söyler.
Galeri sahibi parayı getirmek için müsaade ister ve kasanın olduğu
odasına gider.
Fakat kafasına bir şey takılır.
Yandaki araba satıcını arar ve sonrasında her şeyi öğrenir.
Dük bir dolandırıcıdır.
Çekle aldığı bir arabayı peşin paraya satarak büyük bir vurgun yapacaktır.
Satıcı çeki tahsil için pazartesi bankaya gittiğinde de muhtemelen Dük
çoktan başka bir şehre kaçmış olacaktır.
Galerici vakit kaybetmeden polisi arar ve Dük'ü dolandırıcılıktan
tutuklattırır.
Hikayenin burada bittiğini düşünüyorsanız yanıldınız.
Buraya kadar her şey normal ve sıradan.
Klasik bir dolandırıcılık hikayesi.
Herkesin anlayabileceği ve benzerlerine sıklıkla rastlanılan basit bir
hikaye.
Oysa Dük'ün hikayesi pazartesi başlar.
Polis çeki bankaya götürür ve hesabı kontrol ettirir.
O anda karşılaştıkları şey gerçekten öngörülemezdir: Çekin hesabı müsaittir.
Öyleyse Dük dolandırıcı değildir.
Satıcı, galerici ve polis şok olmuştur.
Dük haksız tutuklama gerekçesiyle polise dava açar ve satıcılardan da
tazminat ister.
Peki ortaya çıkan bu son durumu nasıl yorumlayacağız şimdi?
Dük, bütün işaretlerin onu bir dolandırıcı olarak gösterdiği bir oyun
kurgulamıştır.
Cuma günü bankaların kapanacağı saatte dükkandan içeri girmiş, en pahalı
arabayı pazarlıksız almıştır.
Çekin karşılığı için pazartesiye kadar beklenmelidir.
Birkaç dakika sonra aynı arabayı çok düşük bir fiyata ve peşin paraya
satmıştır.
Tüm bu işaretler onun dolandırıcı olduğunu göstermektedir.
Ama o dolandırıcı değildir; en azından bu seferlik.
Peki o zaman Dük kimdir?
Aslında Dük piyasanın nasıl işlediğini bilen ender insanlardan biridir.
Onu dolandırıcı gibi gösterecek sabit referansların ve varsayımların
toplumsal bir eğilim olarak benimsendiğinin ve insanların bu genel geçer
kurallara köklü yasalar gibi güvendiğinin farkındadır.
Bu nedenlerle de hatalı kararlar vereceklerinden emindir.
Dük, piyasanın sarsılmaz denilen bu ilkelerini, arabasını canının
istediği zaman ve istediği fiyattan satma hakkına sahip olduğu gibi en
bilinen piyasa gerçeklerini kullanarak bir anda altüst etmiştir.
İşte piyasa denilen kavram tamamen budur.
Sayısız koşullu genelleme üzerine kurulmuş sabit referansların yarattığı
karmaşık sistem.
O nedenledir ki ne yukarıda alıntıladığımız haberler hakikati yansıtır,
ne piyasalardan anladığını söyleyenler piyasaların nasıl işlediğini
bilir, ne de piyasaları düzenlemeye çalışan *"azizler"* akışı kesintiye
uğratacak engelleri yok edebilirler.
Her şey Dük'ün ortaya koyduğu gibidir: Karşılığı olmayan çek değil sensin!
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-141128161300-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
a45UyF587661
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
Oraj POYRAZ
Halktan yana olmayan, ona karsidir.
Peygamberden mucize istegi
TAHA 133.onlar: (muhammed) bize rabbinden bir mucize getirmeli degil miydi?
Dediler.
Once gelen kitaplardakinin apacik delili (Kur an) onlara gelmedi mi?
YUNUS 20.ona (muhammed e) rabbinden bir mucize indirilse ya!
Diyorlar.De ki: gayb ancak Allah indir.
Bekleyin (bakalim) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
ENBIYA 5 hayir, dediler, (bunlar) sacma sapan ruyalardir; bilakis onu
kendisi uydurmustur; belki de o, sairdir.(eger oyle degilse) bize hemen,
oncekilere gonderilenin benzeri bir ayet getirsin
ENBIYA 6.bunlardan once helak ettigimiz hicbir belde iman etmemisti;
simdi bunlar mi iman edecekler?
RA D 7.kafirler diyorlar ki: ona rabbinden bir mucize indirilseydi ya!
(halbuki) sen ancak bir uyaricisin ve her toplumun bir rehberi vardir.
Resulullah sav buyurdular ki:
Kim tavla oyunu oynarsa elini domuz kanina bulamis gibi olur.
Kutubu Sitte 5337
Olum hakikatinin muammasini yalniz Risale-i Nur cozmustur
Said-i Kurdi
Avrupa ile basa cikmayi asirlardan beri Asya'nin hangi kavmi basardi ki
biz basarabilelim.
Yazar ve Nazir Ali Kemal - 06.02.1921
Bugun Kozan, Hacin (Saimbeyli), Feke gibi bolgelerde fiilen kendisini
gostermis olan Ermeni mezaliminin bir an once sondurulmesi gereklidir.
Yalniz su aralik her turlu islam hareketlerini Ermeni kirimi biciminde
gostermek istenildigi anlasildigindan harekatin her halde bu gibi yanlis
soylentilere ve suclamalara yer birakmayacak sekilde idaresi.
(9 Mart 1920)
K.ATATURK
Halki her zaman atesleyin, asla sogumasina ve dusunmesine izin vermeyin.
Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)
"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"
(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE
Terorun bir savas yontemi olarak kullanilmasi engellenemez.
Bizim icin teror, bugunku kosullarda siyasi bir savasin bir parcasidir.
Izhak Samir, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.