*Eyyyy ahali aşağıdaki tabloyu iyi okuyun ve anlayın.*** ***(O.P.)* 
L2fSIJNoA0xfSNxA

*Ülkelere göre nükleer reaktör sayıları*

ÜLKELER         Net Enerji İthalatı (Yüzde)     İşletmedeki Nükleer Reaktör
Sayısı  İnşa Halindeki Nükleer Reaktör Sayısı
ABD     22      104     3
Fransa  53      58      1
Japonya         86      50      2
Rusya   *-72*   33      11
Güney Kore      86      23      4
Kanada  *-40*   20      -
Hindistan       32      20      7
Çin     11      16      28
Birleşik Krallık        37      16      -
Ukrayna         39      15      2
İsveç   35      10      -
Almanya         64      9       -
İspanya         75      8       -
Belçika         79      7       -
Çek Cumhuriyeti         35      6       -
Tayvan  90      6       2
İsviçre         53      5       -
Finlandiya      63      4       1
Macaristan      62      4       -
Slovakya        68      4       2
Pakistan        32      3       2
Arjantin        -3      2       1
Brezilya        15      2       1
Bulgaristan     45      2       -
Meksika         -13     2       -
Romanya         -11     2       -
Ermenistan      76      1       -
İran    -60     1       -
Hollanda        32      1       -
Slovenya        51      1       -
Birleşik Arap Emirlikleri       -116    -       1
Toplam  -       437     68

Bakın kahve falcılığı moda olduysa ben de araya gireyim.
Çok kolaydır bu.
Ancak, kabul etmelisiniz ki, benim atışlarım az çok desteklidir.

Konu petrol, oradan da güneş, rüzgar ve nükleer enerjiye atlayalım.

Önce şunu belirteyim.
Dünyanın en ucuz maliyetli petrolü Suudilerde.
Varil başına 5-7 dolar civarında olduğu söyleniyor.
Kuzey Buz Denizi ve Meksika Körfezi petrolünün 30-50 dolar civarında mal
olduğu söyleniyor.
Hazar, Rus, Romanya, Venezuela petrollerinde de buna benzer bir mal oluş
var.
En pahalısı kum petrolü 70-80 dolar civarında bir maliyet söyleniyor.

Şimdi bu çerçevede bakalım.
Petrol fiyatları yükselirse ne olur, düşerse ne olur?
Maliyeti yüksek olan petrol havzalarında karlılık düşer, ucuz olan
yerlerde çok şey değişmez.

En büyük darbeyi kum petrolü alır.
Özellikle Kanada’nın buzluk bölgelerinde çıkarılan kum petrolünü artık
çıkarmanın bir anlamı kalmaz.
Netekim geçmişte petrol fiyatları düşükken yapılan yatırımlar sadece
pilot yatırım olarak kalmış, fiyatlar yükseldiğinde kar için üretim
başlatılmış, tekrar düştüğünde ise işletmeler kapatılmıştır.
Oysa bu petrol o kadar çoktur ki, Amerika’yı belki de birkaç yüzyıl
bağımlılıktan tam olarak kurtarır.

Kısacası petrol fiyatları düştüğünde Amerikanın körfez petrollerine
bağımlığı artar, petrol ithalatı için borçlanma ihtiyacı da artar.
Tam tersine petrol fiyatları arttığında Meksika, Kanada petrolleri, kum
petrolcülüğü karlı olur.
Bu durumda Amerikanın ülke içinde petrokimya endüstrisine yapılan
yatırımları artar, bağımlılığı azalır, ithalat için borçlanma ihtiyacı
da azalır.

Rusya için petrol fiyatları ne olursa olsun, iç ihtiyacını karşılamak
yönünden bir sıkıntı olmaz.
Petrol ithalatçısı olmadığından petrol ithalatı için dolar üzerinde
borçlanma ihtiyacı da olmaz.
Sadece petrol ihracat geliri ve kar oranları düşer.

Avrupa her zaman petrol ithalatçısıdır.
Her zaman bağımlıdır.
Kuzey Denizi Petrolleri çok pahallıdır, petrol fiyatları düşerse
karlılık çok düşer, belki de bunların işletilmesi zarar noktasına doğru
gider.
Her hal ve şartta AB petrol ithalatı için borçlanma ihtiyacı içindedir.

Japonya mutlak bir ithalatçıdır.
Petrol fiyatlarının artmasından sadece zarar görür, azalmasından ise
fayda bulur.
Her zaman mutlak şekilde petrol bağımlısıdır.
Türkiye Japonya gibi mutlak ithalatçı ve bağımlıdır.
Çin zaten petrol üzerinden kuşatılmış bir ülkedir.

Bu tabloya göre ülkelerin de petrol stratejileri farklıdır.
Amerikalılar petrol fiyatları düşerse ya da kendileri düşürürse körfez
petrollerine doğrudan el koyduklarından ucuz ve kesintisiz ikmali
garantilemiş durumdadır.
Bu durumda ülkelerinde düşen petrol fiyatların nedeniyle bir zarar
olursa da buna bir süre için katlanabilirler.

Petrol fiyatlarını düşürmek bir ekonomik silah olarak düşünülse bile
çift taraflı bir bıçaktır.
Herkes için zararları ve yararları vardır.
Batı için sanıldığı kadar güçlü bir silah değildir.

Ve size bir sır vereyim.
Amerikalıların körfezdeki varlığı sadece petrol için değildir.
Küresel hegamonya savaşı çocukların kağıt üstünde oynadıkları kızma
birader tipinde bir oyun değildir ve gerçektir.
Suudi Amerikanistan, İsrail hatta Türkiye güneyde köprü başıdır.
Japonya öbür tarafta, Avrupa ise diğer tarafta Rusya ve Çin‘i çevreleyen
müttefiklerdir.
Kalpgahta yer tutmuş olan Rusya ve Çin stratejik düşmandır.
Bu oyun hem ekonomik abluka, hem askeri seçeneklerin yer aldığı sert bir
oyundur.

Türkiye ise malesef en iyimser ihtimalle piyondur.
Neden böyle sebep mi?
Türkiye, Türk devleti, Türk milleti kendi ekonomisini kendisi finanse
edecek güçte değildir, böyle bir irade de yoktur, tam olarak teslim
olmuş ve teslim alınmış bir oyuncudur.
Yalandan birkaç ulusalcılık, milliyetçilik, Yeni Osmanlıcılık mizanseni
sizi kandırmasın.
*Türk halkı böylesi bir ideale ulaşmak için, kendinde olmayan,
başkalarında olanlara el koymak adına, hem kendi, hem de başkalarının
kanını dökme iradesine sahip değildir.*

Uzun vadede düşük petrol fiyatları Amerikan ekonomisini de zora sokacaktır.
Çünkü körfez petrolünü elde edebilmek için çok büyük askeri harcamalar
yapılmaktadır.
Bu harcamalar petrolün maliyetin dayanılmaz şekilde artırabilir.
Ayrıca petrol ithalatı için borçlanma ihtiyacı devam edecektir.
Yurt içinde petrokimya yatırımları ise darbe yiyecektir.

Rusların petrol ithalatçısı olmadığını söylemiştik.
Bu nedenle düşen petrol fiyatları onlarda sadece ithalat gelirlerinde
azalma sonucu verir.
Ülkenin petrol bağımlılığı yoktur.
Doğrusu petrol fiyatları üzerinden Rusyayı vurmak ters tepme potansiyeli
yüksek olan bir stratejidir.

En bağımlı olan ülke Çin’dir.
Onlar ise çoktan Orta Asyayı boydan boya geçen bir sürü petrol ve doğal
gaz boru hattı yapılmıştır.
Şu an bu hatlar faaldir.
Bu nedenle Çin enerji bağımlılığını ve enerji maliyetin azaltmak için
deli gibi nükleer santraller yapmaktadır.

Japonya da aynı şekilde nükleer enerji yatırımlarına hız kesmeden devam
etmektedir.
Sanılanın aksine Fukuşima felaketi bu alana yapılan yatırımları
durdurmamıştır.

Avrupa ise zaten 63 harbi sonrasında OPEC ülkelerinin petrolü bir
ekonomik silah olarak kullanma stratejisine karşılık olarak gereken
sayıda, fazla fazla nükleer santral yapmıştır.
Halen Avrupa ülkelerinde ülkelerin enerji gereksinimlerinde nükleer
enerjinin payı %30-70 aralığındadır.
En büyük yatırımlar Fransa ve Almanya da zaten on yıllar önce yapılmış
durumdadır.

Türkiye ve Türkle ise hem kel hem fodul durumdadır.
Hem mutlak bağımlıdır, hem de mutlak ithalatçıdır.
Enerji ikmali kesinlikle alternatifsiz ve çeşitlendirilmemiştir.

Türkiye’nin hidroelektrik enerji üretimi için ülkede bent kurmadığı
büyük nehir, akarsu kalmamıştır.
Türkiye’nin üzerine GAP benzeri zincir yatırımlar yapılacak büyük ve
atıl akarsuyu kalmamıştır.
Artık yapılan yatırımlar ufak sular, dereler içindir.
Dikkat edin, son yılların hır gürleri hep Karadeniz’de yüksek düşüşlü,
düşük debili küçük akarsular üzerinde yoğunlaşmıştır.
Onlar üzerine planlanmış on kadar santral birkaç yıl içinde bitecek ve
düşük kapasiteleri nedeniyle hiçbir derde deva olmayacaktır.
Bu noktadan sonra ülkede üzerine hidroelektirik santral yapmak için
küçük dereler ve su birikintilerinden başkası kalmayacaktır.

Ülkemizde planlanan iki adet nükleer santral kesinlikle hem çok
gecikmiş, hem de yetersiz hacimdedir.
Bu santraller bu gün bitmiş ve işletmeye alınmış bile olsa toplam enerji
arzında çok fazla bir pay almayacaktır.
Nükleer santral projeleri çok uzun soluklu yatırımlardır.
Bu gün kazmayı vursanız, ilk enerjiyi en erken beş-yedi yıl sonra alırsınız.
Bana göre ülkenin en az yirmi belki de 50-60 nükleer santrale ihtiyacı
vardır.
*İtiraz edenler gitsinler Fransa, Almanya ve İngiltere’de kaç nükleer
santralin hala daha faal olduğuna baksınlar.*
Bir iki santral gibi rakamlar semboliktir.

*Avrupa ve Amerika‘da santral kapatma falan yoktur.**
**O kapatıldı denilen birkaç santral devede kulak misali, ekonomik
işletme ömrünü doldurmuş ilk inşaa edilmiş, birinci kuşak ve birkaç eski
santralden ibarettir.*

Almanya, Hollanda körfez petrollerine ve nükleer santrallere alternatif
olarak Kuzey Denizinde Hollanda açıklarında manyak gibi devasa rüzgar
türbinlerinden oluşan tarlalar kurmaktadır.
Ancak bilmek gerek, AB/D ülkelerinde körfez petrolünün alternatifi
sadece oldukça pahallı olan Norveç, Kuzey Denizi, Meksika ve Kanada
petrolleri değildir.
_*AB/D ülkelerinde petrolün esas alternatifi Arap-İsrail Savaşı, OPEC,
Zeki Yamani yıllarından bu yana, taaa 1960’lardan bu yana nükleer enerji
olmuştur.*_

Türkiye’nin AB/D yi örnek olarak ihtiyaca yetecek kadar ama en az onun
katlarında sayıda nükleer santral inşaa etmesi zorunludur.
Enerji bağımlılığını, dolar üzerine borçlanma ihtiyacını, cari açığı ,
enerji maliyetlerini azaltmak, ekonomik büyümeyi korumak ve sürdürmek
için başka bir yol da yoktur.
Bundan farklı bir yol, söylem bizi hem kel, hem de fodul durumuna
sokacaktır.

AB/D bizden daha akılsız, alık değildir.
Tam tersi biz onlardan daha akılsız ve alık olduğumuzu düz yolda
yürürken kendi kendimize çelme takarak her gün ispat ediyoruz.

Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA


On 25.11.2014 10:57, ahmet dogan Simsek wrote:
> Ergün Diler'in ilginç yorum analizlerden biri daha. Bu tip analizler
> ve yorumları kabul ve ya ret amacı ile okumayalım. Mümkünse ileride
> kendi yorumlarımızda düşünürken daha pek çok malzemenin yanı sıra
> hatırımızda kalması gereken pek çok olayı da yeniden hatırlamamızda
> yardımcı olur. İktidar ve Muhalifler konularını değil. Devleti,
> coğrafi konumu ve güncel dünya siyasetinin içinde Türkiyeyi ve
> konumunu işleyerek önemli bir rol üslenmiş bir yazar olarak hareket
> ediyor. Yazara muhalif olanlar ise ya işlenen konuları anlayamıyor. Ya
> da mevcut Hükumetin gitmesi düşüncesi ile dikkatlerin hükümeti düşürme
> gayretlerini bırakıp, devlet ve ülkenin geleceğine kilitlenmesinden
> rahatsızlık duyuyorlar. Bu durumda kendi haklarında, halkı olarak bu
> hükümet gitsin de tek Türkiye batarsa batsın diye düşündükleri
> kuşkularına sebep oluyor.
> Yazının kısa yolu yazının altındadır.
> A.D.Şimşek
>
>
>   Büyük mutabakat    ERGÜN DİLER   25 Kasım 2014, Salı
>
>   * *Ortalık *karışık! Bütün bu toz duman içinde ne olup biteceğini
>     görmek çok kolay değil! Ama çaba göstermesek de olmaz!
>
> Anlamak durumundayız! Gelin isterseniz birlikte seyahat edelim!
> Böylece *UĞRAYACAĞIMIZ *duraklar, bizi son noktaya götürecektir! 
> Bakın, benim önceki gün yazdığım, dün de Rus Maliye Bakanı *Anton
> Siluanov'un *söyledikleri çok önemli! Bakan, *"Petrol fiyatları
> düştüğü için 90-
> 100, BATILI devletlerin uygulamaları nedeniyle de 40 milyar dolar
> kaybettik" *dedi! *DEVAM... *Geri gidelim...
> 15 Nisan 2013 tarihinde yerel saatler 14.49'u
> gösterirken *BOSTON'da *bombalar patladı! Her yıl*PAZARTESİ *günü
> koşulan *BOSTON MARATONU *kana bulandı! Olaydan üç gün sonra polis
> saldırıyı gerçekleştiren gençlerin fotoğraflarını yayınladı! *FBI*'nın
> yayınladığı fotoğraflar üzerine kaçmaya çalışan iki genç, MİT'in yani
> Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nün önünde bir polisi vurdu! O
> polisin can verdiği yerde hala küçük bir mum hiç sönmeden yanmaktadır!
> Olaydan sonra kıskaca alınan saldırganlar sabaha kadar polisle
> çatıştı! Çatışma sonunda *ÇEÇEN *asıllı *Tamerlan Tsarnaev *ağır
> yaralı olarak ele geçirildi! Ve hastanede hayatını kaybetti!
> Kardeşi *Cevher Tsarnaev *ise çatışma sırasında kaçarak bir süre izini
> kaybettirdi! Ama Boston'un banliyölerinden olan *Watertown*'da gece
> geç saatlere kadar süren bir insan avı sonucu yaralı olarak ele geçirildi!
> O gün, yani bombanın patladığı gün, Amerika'nın bağımsızlığını
> kazandığı, İngilizler'i sildiği gündü!
> Ve o gün yazdıklarımda *"İngilizler, Amerika'yı kuruldukları yerde
> tehdit ediyorlar! Siz bizi yenmediniz! Biz hala buradayız!
> Mesaj açık ve net!" *demiştim!
> Bombaları patlattığı iddia edilen çocukların *AMCALARI *Ruslan
> Tsarnaev'in, Graham Fuller'in kızı Samantha Ankara ile 4 yıl evli
> kaldığı ortaya çıkıyordu! İlişkiler ilginçti!
> Yaralı yakalanan küçük kardeş ne hikmetse *DİLİNDEN *vuruluyor ve hiç
> konuşamıyordu! Yani CIA'nin içine kadar girmiş bir aile,
> Boston'da *KAN DÖKÜYORDU*! Çünkü *AMCA, *önde gelen *NEOCONLAR*'dan
> eski *BAŞKAN YARDIMCISI *Dick Cheney'in
> yönettiği *HALLIBURTON *şirketine taşeronluk yapıyordu!
> Bu saldırıdan sonra *ORTADOĞU*'da çok şey değişti! Suriye krizi
> ilerledi, Ukrayna karmakarışık oldu.
> Kobani gündemi belirledi. Esad ayakta kalmayı başardı! Her ne olduysa
> Obama yalnızlaştırıldı!
> İngilizler'in tarihi düşmanı Rusya ile Obama'nın da arasının açılması
> sağlandı!
> Zaten *SOROS *bunun için gece gündüz çalışıyordu! Sonunda istediği
> gerçekleşti! 2000'lerin başında yükselen petrol fiyatları
> ile *ROTHSCHILDLER*'i, Kissenger'i ve Soros'u kapının önüne
> koyan *PUTİN *şimdi düşen fiyatlarla zordaydı!
> Görünen o ki; işi daha da zorlaşacaktı!
> Çünkü petrol daha da düşecekti! Çok zor bir yıl onları
> bekliyordu! *Putin bu kıskacı kırmak için Türkiye üzerinden çıkış
> arayacaktı*! Başka da bir çözüm yoktu onun için! Bakalım...
> Ama oyunu kuranların derdi başkaydı! Hem de çok başka! Bu iki gence
> saldırıyı yıkarak dolaylı yoldan *RUSYA'yı*işaret ettiler! CIA ile
> yakınlığı bilinen aile, Boston'da masum insanları öldürmüştü!
> Garip ilişkiler sonuçta Çeçenistan'a çıkıyordu! *"Arkasında Rusya
> var!" *mesajı verilmek isteniyordu! Bugün gelinen noktada o gün
> verilen mesajın ne anlama geldiği iyice anlaşıldı!
> Ruslar hedef olmuştu! Belki kendileri de bilmiyordu!
> Ama *İNGİLİZLER'in *çok isteği şeyler oluyordu! *ABDRUSYA*karşı
> karşıya geliyordu! İngiliz istihbaratı *MI6 *işin ne kadar içindeydi
> bilmiyorum! Ama sonuçlar *Londra'ya*yarıyordu! Şu ana kadar kazanan
> yine onlar oluyordu! *SOROS *ve adamları 2000'de çıktığı Rusya'ya
> şimdi eskisinden çok daha güçlü bir şekilde girmenin hesaplarını
> yapıyordu! Onlar girerse *AVRUPA *şahlanacak, uzun
> vadede *AMERİKA *kaybedecekti!
> Rusya'nın şirketleri ele geçirilir ve zayıflayan ekonomi ile Putin
> giderse *AVRUPA*, Rus gazı ve petrolünü ele geçirip
> büyük *DEV *olacaktı! Bütün şartlar Putin'i *SİLAH *kullanmaya
> zorluyordu! Ve Putin bu kez tanklara *"Yürü derse!"*hedef Azerbaycan
> olacaktı! Karadeniz'i tamamen ele geçirmek mümkün olmasa da Ankara ile
> paylaşmak isterdi! Başka da yapacak hamlesi yoktu!
> Bu arada *İRAN *devlet olmaktan çıkarılacaktı! Büyük ihtimalle
> çözülecekti! İçindeki *YAPI *parçalara ayrılıp dağıtılacaktı! Petrol
> ve gaz kartını kullanamayacak hale
> getirilecekti! *KÖRFEZ *ve *SUUDLAR *da buna bayılacaktı! Ve bütün
> planların içinde olan Türkiye ile ilgili olarak da başka seçenekler
> masaya getirilmişti! En çok konuşulanların başında *"TÜRK DÜNYASINI
> TÜRKLER'E VERELİM!" *teklifi geliyordu! Garip gelebilir ama bu konuda
> çok ciddi çalışmalar var!
> Zayıflayan Rusya'nın boşluğu Ankara ile doldurulacaktı! İran'daki
> Türkler de bu hesaba dahildi!
> Hesabı kim yaparsa yapsın masanın tam ortasına Türkiye'yi koymak
> durumundaydı! İslam alemine önderlik yapacak ülke arandığında da, Türk
> dünyasına lider ihtiyacı belirdiğinde de *ANKARA *ilk akla gelen yer
> oluyordu! Bu bizim tarihimizin verdiği şans ve aynı zamanda misyondu!
> Tek yapmamız gereken planların nasıl kurulduğunu anlamak ve ona göre
> rota belirlemekti!
> Bakın!
> Önceki gün Amerika'nın iki numarası Joe Biden İstanbul'a geldi! Ve
> hemen hemen hiç kimsenin yapmadığını yapıp *SÜLEYMANİYE CAMİİ*'ne
> gitti! Eşini de yanına alarak... Hep hatırladığımız
> gibi *YABANCILAR *ya*AYASOFYA'ya *ya da
> karşısındaki *SULTANAHMET'e *giderdi! Ama Biden farklı yapmıştı!
> Günümüzde hiçbir şey kendiliğinden olmazdı! Bir anlamı vardı! Sadece
> onu bulup çıkarmak gerekiyordu! Biden İstanbul'da "Amerika olarak
> Türkiye'ye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var! Bu ortaklık bizi
> de Türkiye'yi de büyütür!" dedi!
> Bu sözlerden sonra Süleymaniye'ye gitti! Mesaj aslında çok açıktı!
> Sadece işin içine girmek yetiyordu!
> Süleymaniye Camii, klasik *OSMANLI *mimarisinin en önemli
> örneklerindendi! Yapımından itibaren onlarca deprem yaşayan
> İstanbul'da üzerinde tek *ÇİZİK *olmayan bir *ESERDİ*! Küçük bir
> çatlak bile vermeyen *CAMİ*'nin bambaşka özellikleri vardı!
> Mesela caminin 4 minaresi vardı! Bunun nedeni Kanuni'nin İstanbul'un
> fethinden sonraki 4. *PADİŞAH *olmasıdır! 10 şerefesi vardı! Bu da
> Osmanlı'nın 10. Sultanı olduğunu gösteriyordu! Ayrıca cami kendi
> havasını temizleyecek şekilde yapılmıştı! Yağ lambalarından çıkan
> islerin tek bir noktada toplanmasını sağlayan hava akımı vardı!
> Camiden çıkan isler ana giriş kapısının üzerindeki odada toplanıyor ve
> mürekkep oluyordu!
> Bizler tam olarak bilmesek de adamlar bizim *BÜYÜKLÜĞÜMÜZE *saygı
> gösteriyordu! Bunu bilerek direnç gösterdiğimizde gelip anlaşmak
> zorunda kalıyorlardı!
> Her türlü operasyona tokatla karşılık verdiğinizde gelip ayağınıza
> kapanıyorlardı!
> Biden, Süleymaniye'ye gidip *"BÜYÜK TÜRKİYE'Yİ" *onayladı! "Siz ne
> fırtınalarda, depremlerde bir çizik bile almadınız! Büyüksünüz!
> Artık bölge tamamen size kalacak! Bir süre sonra da DOLARIN yerine
> sizin paranızla *ORTADOĞU*'da ticaret yapılacak" dedi!
> Amerika'nın uzun yaşaması için de bu gerekliydi!
> Anladılar nihayet!
> *http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/2014/11/25/buyuk-mutabakat*
> -- 
> Gelen Maillerden RAHATSIZ Olmuş İseniz, Üyeliğiniz Sonlandırılması
> için Konu Bölümüne " ÜYELİK SONLANMASI " başlıklı Mail Atınız LÜTFEN...
>  
> İçeriği olmayan link verilmiş bağlantılı iletiler YAYINLANMAYACAKTIR...
>
> ---
> Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "HaberPOSTA" grubuna abone olduğunuz
> için aldınız.
> Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak
> için [email protected]
> <mailto:[email protected]> adresine e-posta
> gönderin.
> Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini
> ziyaret edin.
a45UyF587661
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
Oraj POYRAZ

degecek




Lev i mahfuz
HADID 22.yeryuzunde vuku bulan ve sizin basiniza gelen herhangi bir
musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan once, bir kitapta yazilmis olmasin.
Suphesiz bu, Allah a gore kolaydir.
SAFFAT 96.oysa ki sizi ve yapmakta olduklarinizi Allah yaratti, dedi.
BURUC 85/21-22.dogrusu sana vahyedilen bu kitap, levhi mahfuz da bulunan
sanli bir Kur an dir.
EN AM 59.gaybin anahtarlari Allah in yanindadir; onlari o ndan baskasi
bilmez.
O, karada ve denizde ne varsa bilir; o nun ilmi disinda bir yaprak bile
dusmez.
O yerin karanliklari icindeki tek bir taneyi dahi bilir.
Yas ve kuru ne varsa hepsi apacik bir kitaptadir.


 
Bir grup maymun zina yapan bir maymunu yakalamis ve taslama cezasini
uyguluyorlardi.
Onlari bu hakli iste desteklemek icin ben de tas atarak yardim ettim.

Buhari 63/27



Risale-i nur oyle degerli bir kitaptir ki ,kuranin onda yansiyan
nurlarina hizmet etmek ,askerlikten ve kutsal savastan daha ustundur.
benim elimde firsat ve param olsa, Risale i nur hizmetinde olan degerli
kardeslerimi askerlikten kurtarmak icin; bin lira karsiliginda bile olsa
bedeli oder ve kurtaririm onlari.

Lemalar | On Altinci LemA a | 156
Said-i Nursi



Amac Ankara hukumetine karsi, Yunanistan'in yardimiyla, Sultan'in ve
Yunanistan'in himayesi altinda bir Bati Anadolu devletinin
kurulmasidir... Kemalist kuvvetler bastirilacak; butun Anadolu Mustafa
Kemal'in elinden kurtarilacak. Bunun icin kurulacak gonullu Anadolu
ordusunun talim ve silahlarindan Yunan baskomutani sorumlu olacak, bir
miktar yunan subayinin bu orduya katilmasi saglanacak... Yunanistan,
masraflarini karsilamak uzere cemiyete 100.000 Lira verecek.

Anadolu Cemiyeti'nin Istanbul'daki Yunan Baskomlserligine onerisi -
9.12.1921
(Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir orgut olup o asamada Seyhulislam
Mustafa Sabri baskanligi altinda idi)



Ingiliz subaylari tarafindan sevk ve idare edilen alti bin kisi
olduklari tahmin edilen Ermeni kuvvetinin Nahcivan ve havalisini isgal
ettikleri ...

(11 Haziran 1919)

K.ATATURK



Yaratiliscilar, bir teoriyi, butun gece sarhos olduktan sonra hayal
ettigin bir seymis zannediyorlar.

Isaac Asimov



PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk

Asik ERBABI



Gunumuzun Arap dunyasi, barbarlarin dunyasidir

Prof.Dr.Benny Morris, Israilli Tarihci
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52



Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap