Yazıyı alıntı yaptığım site Celal Şengör’ün iznini almış.
Ben almadım.
Kamu yararı gördüğümden gerek duymadım.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
Celal Şengör : Din Temelli Eğitim, Türkiye’nin Karşısında Bulunduğu
En Büyük Tehlikedir
İnsan eğitiminin iki amacı vardır:
1) Kişiyi yaşama hazırlamak,
2)Kişiye yaşamını sürdürebilmesi için belli bir beceri vermek.
Kişiyi yaşama hazırlamak demek, kişinin içinde yaşayacağı toplumun
özelliklerine göre, o toplumla karşılıklı iletişiminde bulunmasını
sağlamak demektir.
Kişiye yaşamını sürdürebilmesi için gerekli beceriyi kazandırmak ise,
kişinin toplumun ihtiyaç gösterdiği işlerden birinde uzmanlık kazanarak
gelirini kazanmasın temin etmek demektir.
Her iki amacın temelinde toplumla kişinin ilişkisini kurmak yatmaktadır.
Bu ilişki iki temel yolla kurulabilir.
Birincisi ve ilkel olanı, toplumu belli kalıplar içerisinde kalıplayarak
her bireyi o kalıplara göre yetiştirmektir.
Bu en ilkel toplumlarda fiziki güce sahip bireyin toplumun diktatörü
haline gelmesiyle yapılır ki bu diktatör konumundaki bireye hayvanlar
âleminde genellikle alfa erkeği adı verilir.
Maymunlardan kurtlara, sürüler halinde yaşayan hayvan topluluklarında
alfa erkeği belli bir sayıda dişiyi ve yavruyu kontrol eder.
Böyle bir düzende kontrol edilenlerin özgürlükleri sınırlıdır ve sadece
ve sadece alfa erkeğinin istekleri doğrultusunda yaşamlarını
sürdürebilirler.
Alfa erkeğinin değişmesi her zaman şiddet yoluyla olur.
Alfa durumuna geçmek isteyen genç bir erkek, yaşlanan lafa erkeğine
meydan okur:
Yapılan dövüş sonucu alfa erkek ya öldürülür ya da toplumdan dışlanarak
yalnız bir yaşama mahkûm edilir.
İlkel insan topluluklarında ise, toplumu diktatörce yönetmek, diktatörün
bireysel fiziksel gücünü aşan bir şeydir.
Onun için işin içine düşünce girer.
Toplumun diğer öğelerinin düşüncelerini kontrol edebilen, yani onları
istediğine inandıran, diktatör olur.
Dolayısıyla diktatörlük için toplumun bir bütün olarak kabul edebileceği
inanç sistemleri geliştirilmelidir.
İşte dinler kısmen bu ihtiyaçtan, yani toplumun yönetilmesi için gerekli
bir araç olarak ortaya çıkmışlardır.
Dinlerin diğer amacı da, bireye yaşadığı çevreyi açıklamaktır: Doğa
olayları niçin oluyor, niçin doğuyoruz, niçin ölüyoruz, ölene ne oluyor
gibi sorular her zaman düşünmeyi öğrenen insanı meşgul etmiş olan
sorulardır.
Bunlara hemen cevap bulamayan ilkel insan, kendince masallar uydurarak
bunları izah etmeye çalışmış, bu uğraştan da dinler doğmuştur.
Kısaca din ilkel bir bilim ve aynı zamanda ilkel bir hukuktur.
Din ile bilimin ayrılması kolay olmuştur (ama çok uzun bir zaman almıştır):
Dinin getirdiği açıklamaların gözlemle çeliştiğini gören ve bunu dile
getiren insanlar yeni açıklamalar arayarak ilk bilim insanları olarak
toplumlara yeni bir yöntem öğretmişlerdir.
Bu yeni yöntemin temelinde şu iddia vardır:
Bireyin dışında gerçek bir dünya vardır.
Bu dünyaya ulaşmanın tek yolu gözlem ve muhakemedir.
Ancak gözlem işlemini yapan duyularımız mükemmel değildir.
Onun için her gözlem muhakeme filtresinden geçirilmelidir.
Bu filtre ise sürekli değişmek zorundadır, zira ona temel olacak
bilginin kendisi de eninde sonunda gözleme dayanır.
O zaman gözlemi ne kadar çok birey yapar ve kendi aralarında
gözlediklerini ne kadar özgürce tartışırlarsa o kadar gerçeği yakalama
şansı olur.
Bu şekilde elde edilen ‘gerçeklere’ dahi tam olarak asla güvenilmez.
Bireyin öğrendiği her gerçek muhakkak bir miktar ‘yanlış’ içerir, çünkü
her gözlenen nesne veya süreçte sonsuz gözlenmesi gereken öğe vardır.
Bunların hepsini gözlemeye ise ne fiziksel imkanlarımız ne de kısıtlı
olan ömrümüz müsaade eder (bu ifadenin doğruluğunu anlamak için baş
parmağınızdaki atomların elektronlarını saymayı deneyin!).
Ömrümüzün kısıtlı olması sorununu, bilgi edinme işini nesillere yayarak
çözeriz.
Fiziksel imkânlarımız ise sürekli gelişmektedir.
Ancak kâinatın büyüklüğü her şeyi bilmemize engeldir.
Onun için elimizdeki en iyi bilgilerle yaşamak zorundayız ve her şeyi
bildiğimizi asla iddia etmemeli, böyle iddialarda bulunanlara asla
inanmamalıyız.
Dinler ise, her şeyi bilen birileri (tanrı, peygamber, papa vs) olduğunu
iddia ederek bu iddiaya inanılmasını isterler.
Tarih, bu tür iddiaların hepsinin yanlış olduğunu, yani her şeyi
bilenlerin iddia ettikleri bilgilerin de nihayet yanlışlarla dolu insan
düşüncesinin ürünü olduğunu göstermiştir.
Özgür gözlem denetimine alınamayan düşünce ise diktatörlüklerin temelidir.
Türkiye’de din temelli eğitim istemek, ülkeyi yukarıda anlatılan ilkel
diktatörlük rejimine mahkûm etmenin hazırlığını yapmak demektir.
Din temelli eğitim, şu anda ülkemizi mücadele edilmesi gereken bir
numaralı düşmanıdır.
Gündelik siyasi çekişmelerin gürültüsünde bu unutulmamalıdır.
Yazar: Celal Şengör
<http://tr.wikipedia.org/wiki/Cel%C3%A2l_%C5%9Eeng%C3%B6r> (Yazısının
paylaşılması konusunda kendisinden e-posta ile müsaade alınmıştır).
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-141118165633-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
--
a45UyF587661
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
Oraj POYRAZ
Ofke ve gazapla ise yaklasma; eger yaklasirsan, omru heder edersin.
Kutadgu BILIG
Sizi bir tek nefisten yaratmis, sonra ondan esini var etmistir; sizin
icin hayvanlardan sekiz cift meydana getirmistir. (...)
Zumer-6
Kuran dan baska hidayet kaynagi arayan sapitmistir.
Tirmizi 2906
Said-i Nursi, gundemi takip etmedigi icin yeniliklerden uzaktir.
Ona gore dunyada; vaktini gecirdigi medrese egitimi, buranin gundeminde
olan tartismalar ve bu donemde okudgu tarikat kitaplari vardir.
Ne Kur an i tanir ve bilir, ne de halki...
Halktan uzak bir gundemi vardir.
Kitaplarini halkin anlayabilecegi dilde yazmamistir.
Boylelikle eserlerini daha gizemli hale getirmistir.
Halktan bir cogu da anlamadigi seylere daha cok inanir olmustur.
(Tarihce-i Hayat 624)
Halifenin muttefiki olan Ingilizler Pinarbasi'na dogru geliyorlar.
Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yenecegiz.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne'nin Londra'ya Ingiliz
Genelkurmayi'na yazdigi rapor'dan
Guneyde Fransizlarla onlarin silahlandirdigi ve bize karsi kiskirttigi
Ermeniler ve doguda Ermenistan Ermenileri memleketimizin ele
gecirdikleri yorelerinde ve isgal edilen sinir ve cepheler cevresinde
Musluman halka cesitli zulumler uyguluyor ve katliam yapiyorlardi.
(1 Mart 1921)
K.ATATURK
Tarihimizin en aci yanlarindan biri,kendini ne kadar tekrar ettigidir.
George Carlin
Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha
az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet
koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.
Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)
Hicbir ulkenin hicbir bicimde kesin toprak mulkiyetini kabul etmiyoruz
David Ben Gurion, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.