------------------------------------------------------------------------

  MUSTAFA YILDIRIM : SAVAŞ YOLUNDA

/*10 KASIM 1918*/

*/"Bir devir bitiyor, yenisine giriyoruz"/*diye mırıldandı.
Cevat Abbas, */"Bir emriniz mi var?" /*deyince, */"Uzun bir yola daha
çıkıyoruz!
Ama bu defa yaya değil!"/*diyerek gülümsedi.

Adana tren istasyonu kalabalıktı.
Tıslayıp duran lokomotifin yanından ayrılan memurlar bağırıyordu:

*/"On dakika sonra hareket ediyoruz, kimse kalmasın!
Fazladan eşya almak yok!
Fazlası olanı indireceğiz ona göre!"/*

Kumandan, pencereden dışarı bakıp uğurlamaya gelenlerle başını hafifçe
öne eğerek vedalaşırken, Cevat Abbas’a son durumları sordu:

*/"Musul'dan haber var mı?"/*

*/"Kuvvetlerin bir kısmı Nusaybin ve Katıma şimaline doğru çekilmeye
çalışıyorlarmış.
Musul da İngilizlere teslim edilecekmiş"/*

*/"Ya İskenderun?"/*

*/"Fransızlar limana çıkmış, Paşa Hazretleri!"/*

*/"Üçüncü Kolordu?"/*

*/"Belen'den Kırıkhan'a doğru çekilmiş"/*

*/"Ali Fuat Paşa, Maraş'a silahları yollamış mı?"/*

*/"Evet, Paşa Hazretleri!"/*

*/"İstanbul'dan ne haber var?"/*

*/"Amiral Calthorpe, İstanbul'a gelip yerleşmiş.
Onu Cevat Paşa karşılamış"/*

*/"Bunu geç!
Başka?."/*

*/"İzzet Paşa istifa ettikten sonra Tevfik Paşa sadrazam olacakmış"/*

*/"Bunu da duyduk, başka?."/*

*/"Cemal Paşa da nazır oluyormuş"/*

*/"Hangi Cemal Paşa?"/*

*/"4.Ordu kumandanı Mersinli Cemal Paşa!" /*

Başka soru sormadı.
Birden Ezra (Ürdün) istasyonu geldi aklına.
Ordusu kalmamış Cevat Paşa, masanın bir yanında.
Onun karşısında da, ordusuyla geriye gelip bir savunma hattı yapmaktan
kaçınmış olan Küçük Cemal Paşa!

Cemal Paşa’ya, */"Benim ordumu da al ve bir tek ordu yapalım ve daha
kuzeyde kuvvetli bir müdafaa hattı kurulsun"/*demişti.
Onlar gülümsüyor, "*/Hususi tren bekliyoruz, Şam’a gideceğiz"/*diyorlardı.

*/"Akşama kalmadan Şam’a gidiyorlar.
Orada bir iki gün bile kalmadan gidebildikleri yere kadar gittiler" diye
mırıldandı; "Yolları İzmir’den Moudros’a, oradan da İstanbul’a çıkıyormuş.
Bunları düşünmenin faydası yok artık!
Şu camı açıp biraz hava alayım"/*diyerek yerinden doğruldu.

Kumandan’a bakan Cevat Abbas, */"İyi ki, Çanakkale boğazını sormadı.
Yoksa çok üzülürdü"/*diye düşünürken, kalabalığın içinden Miralay Sedat
Bey çıka geldi, Miralay Bahattin Bey’in yanında durdu.

Kumandan iki kolunu cama yaslayıp eğildi:

*/"Hava da pek sıcak!
Şeria vadisini aratmıyor" /*

*/"Evet Kumandanım!"/*

*/"Sedat kardeşim!
Yıldırım Grubu'na seninle yedi gün kumanda ettik!"/*

*/"Nablus’tan başlamıştık.
Şimdilik yürüyüşümüze bir nokta koyuyoruz"/*

*/"Bugün 10 Teşrin-i Sani ve saat de 10…
Uzun bir yoldu!"/*

Bir an durakladı, lokomotif treni Adana’dan yavaşça ayırıyordu.
Tren düdüğünün keskin sesini bastırmaya çalışarak sesini yükseltti:

*/"O karanlıkta Şeria nehrini nasıl geçtiysek, bu karanlıktan da geçeriz!
Bakalım bu yol bizi daha.."/*

Sesi Adana istasyonundan ayrılan tekerlerin çelik raylara vuruşu
arasında dağılıp gitti.
Yerine oturdu, başını cama çevirdi; yarım kalan sözünü içinden,
*/"nerelere /**götürecek?"*diyerek tamamladı.

Tren ovanın karanlığına yönelirken içinden, "*/Çare yok!
Karanlığı yakmak için bir kıvılcım çakmalı!"/*dedi.

O sırada istasyondan kalabalığı iki yana iterek ilerleyen uzun boylu,
iri yarı genç adam perondan raylara indi; ellerini beline koydu, bir iç
geçirdi.
Karanlığa dalan son vagona hüzünle bakakaldı.
Yanına gelen kısa boylu çelimsiz arkadaşına, "*/Tikveşli!
Kaçırdık be yahu!"/*dedi.

Tikveşli Yaşar, elindeki fesini sağ yanına vurup duruyordu:

*/"Yahya Kaptan!
Olacak iş mi be yahu?
Musul’dan kalk gel!
İki adım kala kaçır!
Paşa’yla görüşemedik işte!"/*

Yahya Kaptan iri elini arkadaşının omzuna koyarak mırıldandı:

*/"Çare yok!
Düşeceğiz yollara!"/*

*/(58 GÜN- Mustafa Kemal ile Filistin’den Anayurdun Dağlarına, 4.Basım, s.
533-534) /*

* * * * * * *

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-141110100754-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>

 
-- 
Oraj POYRAZ

Zayif bir hukumet kadar baskici ve adaletsiz olani yoktur.

Edmund Burke




Tatli suda mercan
RAHMAN22.ikisinden de inci ve mercan cikar.


 
Sicak siddetlendigi vakitte salat(-i Zuhru) (namaz kilmayi) serinlige
birakiniz.
Zira sicagin siddeti Cehennem in kaynamasindandir.
Nar(-i Cehennem) Rabbine ($ikayette bulundu, ve):
- Ya Rab, beni ben yiyorum.(izin ver) - dedi.
Allahu Teala da iki def a nefes almasina izin verdi.
Nefesin biri kisin, digeri yazin.
En cok maruz oldugumuz sicak ile sizi en ziyade usuten zemherir (iste budur)

Buhari nin Ebu Hureyre den rivayeti icin, Diyanet yayinlarindan
Bkz.Sahih-i Buhari Muhtasari ...
cilt 2, sh.476 H.321



Adil olmayan, zalim olan bir Musluman kesinlikle iyi bir Musluman degildir.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.



Halifenin muttefiki olan Ingilizler Pinarbasi'na dogru geliyorlar.
Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yenecegiz.

Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne'nin Londra'ya Ingiliz
Genelkurmayi'na yazdigi rapor'dan



Uc Sancak taki Turk halki Ermeniler tarafindan devamli olarak katliam
edilmektedir.
Ermenilerin boyle hareket ettiklerini Avrupalilar da kabul etmektedirler.

(13/14 Haziran 1920)
K.ATATURK



EINSTEIN ve TANRI
Bir kisisel Tanri anlayisi bana oldukca yabancidir ve hatta safca gorunuyor.
Ama kelimenin bildik anlami icinde bir Freethinker da degilim cunku
goruyorum ki, bu, esas olarak salt saflik iceren batil inanca karsit
olmaktan beslenmiyor.
Hissiyatim, doga yasalari olarak formule etmeye calistigimiz Evrenin
derin uyumunu anlamak icin insan zinhinin yetersizliginin bilincine
sahip oldugum olcude dinseldir.
The idea of a personal God is quite alien to me and seems even naive.
However, I am also not a Freethinker in the usual sense of the word
because I find that this is in the main an attitude nourished
exclusively by an opposition against naive superstition.
My feeling is insofar religious as I am imbued with the consciousness of
the insuffiency of the human mind to understand deeply the harmony of
the Universe which we try to formulate as laws of nature
Kaynak: Albert Einstein in a letter to Beatrice Frohlich, December 17,
1952; Einstein Archive 59-797; from Alice Calaprice, ed., The Expanded
Quotable Einstein, Princeton, New Jersey: Princeton University Press,
2000, p.217.



Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.

Nazim Hikmet Ran



Siyonist teroristler, Filistinli Musluman cocuklari, kafalarina
sopalarla vura vura oldurduler

Prof.Dr.Walid Khalidi, Yazar
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52



Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap