On Kasım’a yaklaşırken.... (O.P.) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ*: BİR ULUSUN AĞLADIĞI GÜN - *( *AĞLAMA ÇOCUK !) * HASBİHÂL [email protected] <mailto:[email protected]> *ON KASIM’LAR*bu ülkenin her yerinde olduğu gibi yüreğimizde de matem günüdür. O gün bizim yaslı günümüz, o gün bizim gamlı günümüzdür. Çünkü o gün dünya devletlerinin *"Hasta adam"*olarak kabul ettiği bir ülkenin yeniden canlanması, canlanmadan öte şaha kalkması ve bir dünyaya tarih dersi, kahramanlık dersi, insanlık dersi veren bir büyük liderin milletini öksüz bıraktığı gündür. O gün bizim matem günümüz, yaslı günümüzdür. İşte böyle bir 10 Kasımda güzel yurdumuzun ücra bir köşesinde bir köy ilkokulda okul müdürü, öğretmen ve öğrencilerin hazırladığı bir piyes köylülerinde katılımı ile hiç olmayan imkânlarla badanasız bir sınıfta sahneye koyuluyordu. Sınıfın bir köşesine konulan bir divanda Atatürk rolündeki öğretmen boylu boyuna yatıyordu. Etrafında yaverleri, doktoru, siyaset arkadaşları rolüne bürünen öğretmen ve öğrencileri yer alıyordu. Tarih 10 Kasım, saat 08.30’u gösterirken perde açılıyordu. Atatürk’ün milletine olan sevgisi ile dolu bedeni boylu boyuna divanda uzanıyordu. Yanı başında bulunan doktoru ha bire tedavisi için gereken tavsiyelerde bulunuyor ise de Atatürk yanındaki Fevzi ve İsmet Paşalarla ülkenin dâhili ve harici meselelerini konuşuyordu. Hastalığı bütün vücudunu kavuruyor, o bu konuda ne doktorundan ne yanı başında bululanlardan bir istekte bulunmuyordu. Bir ara gözleri yanı başındaki öğretmene kaydı, eliyle kendisine yaklaşmasını istedi. Öğretmen, Atatürk’e yaklaştı. Öğretmene *"Bak öğretmenim!" dedi kısık bir sesle"*Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti sizin eserlerinizle ilelebet payidar kalacaktır. Onun için bu gençleri eğitiniz. Onlara Cumhuriyetin temel niteliklerini ve de nimetlerini izah ediniz. Onları hurafeden, onları cehaletten, onları karanlık düşüncelerden, onları gaflet ve delaletlerden koruyunuz. Onların ruhunda sönmeyen bir ışık yakınız. Bu ışık etrafınızı öylesine aydınlatsın ki bu ülke asla ve asla bir daha karanlıklarda kalmasın"dedi. Duvardaki saat sanki garip bir durum varmışçasına çalışmak istemiyordu. Buna rağmen zamanı durdurmak elbette ki mümkün değildi. Yelkovan ve akrep tam dokuzun üzerinde adeta titriyordu. Atatürk güçlükle nefes alıyordu. Bir kez daha etrafına bakındı. Etrafındakilere…*"Ben bir ömür boyu milletimi aldatmamakla iftihar ediyorum"*diyebildi. Hakikaten o milletini bırakın aldatmayı başına taç yapmıştı. Köylüyü milletin efendisi saymıştı. Bu sırada bir öğrencinin hıçkırıklarını duydu. Öğrencinin elinden tutup son bir güçle kendine çekti ve ona *"Ağlama çocuk"*dedi. "Ben sizi ağlatmak için düşmandan kurtarmadım. Ben, bu ülkeyi sizler ağlamayasınız, hür düşünesiniz, hür yaşayasınız diye kurtardım. Ben bu topraklara düşman çizmesi basmasın diye düşmanı denize döktüm. Bu yüzden ağlama çocuk, ağlama. Sen ağlama ki gelecek nesillerde ağlamasın"dedi. Artık nefes alamıyordu. Bütün gücünü, kuvvetini, enerjisini bu ülkenin kurtuluşuna harcamıştı. Yedi düvelle savaşmış, cehaletle, ihanetle savaşmıştı. Karlar üzerinde yatmıştı, yaralanmıştı, hastalanmıştı. Yeniden yaverine döndü, *"Saat kaç çocuk"*dedi. Yaveri duvardaki saate baktı. Tam dokuzu beş geçiyordu ve saat durmuştu. *"Dokuzu beş geçiyor paşam"*dediyse de Atatürk bu sözleri duymadı. Sağ elinin işaret parmağı Akdeniz’i gösteriyordu. Mavi gözleri masmavi Akdeniz’e bakar gibiydi. Sınıfta bir hıçkırık tufanı koptu. Öğretmeni, öğrencisi, köylüsü hıçkırıklara boğulmuş ağlıyorlardı. Atanın ölümü köyde bir matem oluşturmuş, okul bahçesindeki bayrak yarıya indirilmişti. Atatürk *"Size ölmeyi emrediyorum!"*dediği 250 bin Çanakkale şehitleri, kınalı kuzular tarafından coşkuyla karşılanırken geride bıraktığı ulusu hıçkırıklara boğulmuştu. Bir millet ağlıyordu! Mehmet Şükrü Baş 10 Kasım 2014 Elazığ Nurhak Gazetesi ------------------------------------------------------------------------ a45UyF587661-141108100909-01 ^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON> -- Oraj POYRAZ Gecmisin tehlikesi esir olmakti, gelecegin tehlikesi ise robot olmak. Erich Fromm - Aforizmalar BAKARA - 256 dinde zorlama yoktur... MUZEMMIL- 19 Suphe yok ki bu (Kur an) bir oguttur. O halde dileyen Rabbine goturen yolu tutsun... MUDESSIR - 54 - 55 Suphesiz ki, gercekten de Kuran bir oguttur. Dileyen ondan ogut alir. Ummu Seleme anlatiyor: Ben Resulullah in yaninda idim. Yanimda Meymune bint Haris de vardi. O esnada Ibn Ummu Mektum bize dogru geliyordu. (Bu vaka tesetturle emredilmemizden sonra idi) ve yanimiza geldi. Resulullah bize: Ona karsi ortunun. diye emretti. Biz: Ey Allah in Resulu! O, ama ve bizi gormeyen, varligimizi tanimayan bir kimse degil mi? dedik. Bunun uzerine Resulullah: Siz de mi korlersiniz, siz onu gormuyor musunuz? Buyurdu. Ebu Davud, Libas 37, 4112; Tirmizi, Edeb 29, 2779; Kutub-i Sitte, 10.cilt, s.233 Gazze de oruclu Muslumanlarin basina gokten ates yagarken, biz burada luks ve israfli iftar ziyafetleri veriyoruz. Bu Ramazan da iman ve Kur an hizmetleri acisindan bosa gecti. Mehmet Sevket Eygi Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami. Yunan kuvvetlerinin ozel bir toren ve saygi ile karsilanmasi.... Izmir Valisi Kambur Izzettin'in genelgesinden - 26.05.1919 Ermenileri geri cekerek, Islamlar aleyhindeki zulme nihayet vereceklerini soyleyen Fransizlarin bu defa birlikte Islam halki katliam eyledikleri son derece dikkate degerdir. (11 Ocak 1920) K.ATATURK Marx hataliydi. Din insanligin afyonu degildir. Afyon;uyusturucu, hissizlestirici,$ikici seyleri akla getiriyor. Ama din,$iklikla korkunun afrodizyagi,gaddarligin anfetamini olmustur. En iyi oldugu durumda ruhlari ayaga kaldirmis,can kuleleri dikmistir. En kotu oldugu durumdaysa butun uygarliklari mezarliga cevirmistir. PHILLIP ADAMS PEZEVENK . . . . . . Dunya ahvalinden haberi yoktur Sohbeti din ile acar pezevenk Komsusu ac iken kendisi toktur Sanki melek olmus ucar pezevenk . . . . . . Karanlik islerde ziplama ister Evine granit * kaplama ister Dunya mektebinden diploma * ister Insanlik dersinden kacar pezevenk . . . . . . Herkesin kabina cesmesi akmaz Erkek sinekleri hareme sokmaz Fakir komsusunun yuzune bakmaz Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk . . . . . . Sanirsin Allah'la akde oturmus Cennete giderken macun goturmus Huriler'i dizip isi bitirmis Simdi gilmanlari secer pezevenk . . . . . . Aydinliga dusman yobazin dolu Hu cekerken sismis agzinda dili Erbabi, ulkede bunlardan dolu Durmadan zehrini sacar pezevenk Asik ERBABI Zaman icinde Filistin in tamamina yayilacagiz Prof.Dr.Haim Weizmann, Israil Devlet Baskani Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER 0532 233 31 52 Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur: [email protected] <mailto:[email protected]> Ayrilmak isterseniz de : [email protected] <mailto:[email protected]> Grup Sayfamız : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected]. To post to this group, send email to [email protected]. Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat. For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
