------------------------------------------------------------------------
Forer/Barnum Etkisi: Astroloji ve Fallar Neden Bize Uyuyor?
26 Eki, 04:27
AutoResizeImage.http://www.evrimagaci.org/dosyalar/fotograflar/73/73_bebekjpg.jpg
<http://www.evrimagaci.org/fotograf/73/6620>
Astroloji, bilimsel geçerliliği bulunmayan bir uygulamadır.
Simya, frenoloji, homeopati, kuantoloji gibi uydurma bir bilgi türüdür.
Bilimselmiş gibi sunulduğu için ve bilimsel olarak açıklanabilir bazı
hilelere başvurduğu için, tıpkı diğer sahtebilim türleri gibi
milyonlarca insanı kolayca kandırabilmektedir.
Astrolojinin bilimin en basit testlerini matematiksel olarak
geçemediğini burada <http://www.evrimagaci.org/fotograf/83/6612>,
insanlar üzerinde yapılan basit bir testi geçmeyi başaramadığını burada
<https://www.facebook.com/video.php?v=779352542122823&set=vb.163940083664075&type=3&theater>
göstermiştik.
Astrolojinin savunulabileceği hiçbir temeli olmamasına rağmen, bu kadar
çok insanın buna kanmasının sebebi nedir?
Muhtemelen cevap, /*"Ama bana uyuyor!"*/veya /*"Şu kadar defa denedim,
hepsinde uydu" */veya /*"Nasıl bu kadar net bir şekilde bilebilirler
ki?" */veya son olarak, /*"Bir keresinde.."*///diye başlayan, anektodal
(baştan geçen bir hikayeye dayalı) cevaplar olacaktır.
Bu tür anlatımların bilimde kanıt değeri bulunmaz.
Ancak insanları sürekli olarak kandırabilmesinin bir nedeni olmalıdır.
Astrolojinin hiçbir şekilde çalışmadığı, tamamen uydurma bir pratik
olduğu, astrolog denen kişilerin kafasına göre argümanlar
geliştirdikleri ve astrolojinin bilimin en basitten en karmaşığa hiçbir
testini geçemediği biliniyorsa, nasıl oluyor da kişiliklerimize uyan
tahminlerde bulunuyor?
İlk olarak, aslında bulunamıyor.
Astrologların söyledikleri şeyler ve yaptıkları analizleri sadece
bireysel olarak değerlendirdiğimiz için, diğer insanlarla kıyaslamaktan
uzak duruyoruz.
Bu nedenle, astrologların ne kadar isabetli tahminlerde bulunduklarını
düşünmüyoruz.
Yaptıkları sözde-analiz bize uyuyorsa, başarılı görüyoruz.
Uymuyorsa, /*"Eh, ne bekliyorduk ki?"*///deyip geçiyoruz.
Bu ikiyüzlülük, astrologların toplumda halen tutunabilmesine izin veriyor.
Ancak bilimin basit bir testi, astrolojinin rezaletini ortaya çıkarıyor:
1990 senesinde John McGrew ve Richard McFall tarafından yapılan bir
deneyde, 4 erkek ve 19 kadın gönüllünün dosyaları 6 profesyonel
astrologa verdi.
Astrologlardan, bu dosyalardaki kişileri, astrolojik doğum haritalarıyla
eşleştirmeleri istendi.
Sonuç ne mi çıktı?
Profesyonel astrologlar, bu konuda hiçbir deneyimi olmayan ve rastgele,
kendi bilgilerine göre eşleştirmeyi yapan bir kontrol grubundan
(astrolog olmayan bir diğer gönüllüden) daha başarılı olamadılar!
Üstelik 6 astrologun yaptıkları tahminlerin hiçbiri birbiriyle örtüşmedi.
Bu basit bir test bile, astrolojinin geçersizliğini göstermeye
fazlasıyla yetmektedir.
Çünkü astroloji, bilimsel bir yöntemi tekrar etmez.
Yapılan testler, aynı sonucu vermez.
Dahası, herhangi bir yöntemi yoktur.
Sadece bilimden çaldığı sözleri kullanarak insanların aklını zehirler.
Ancak yine de, o kadar geniş ve yüzeysel iddialarda bulunur ki, mutlaka,
öyle veya böyle, kişilik veya baştan geçen olaylarla ilgili bir şeyler
tutturabilir.
İnsanlar da, tutanları sayıp, tutmayanları önemsemediği için,
astrologların sahte başarısı şiştikçe şişer.
Bu durum, psikolog Bertram R.Forer tarafından da 1940'lı yıllarda fark
edilmiştir.
O dönemde Amerikalı meşhur bir şovmen ve iş adamı olan Phineas Taylor
Barnum'un sürekli kullandığı /*"Herkese uyan bir şeylerimiz var!"
*/mottosunun, astrolojinin arkaplanında yatan sahtekarlığın anahtarı
olduğunu düşündü.
Yaptığı araştırmalar sonucunda, astrolojik sözde analizlerin insanlara
neden uyduğunu, daha doğrusu insanların buna neden kandığını göstermeyi
başardı: gerçekten de, aslında spesifik olarak uyan hiçbir şey yoktu!
Analizlerin içerisindeki argümanlar o kadar geniş ve kapsayıcıydı ki ve
o kadar çok sayıda olasılığı içeriyordu ki, zaten kanmaya hazır
bireylerin bunlara kanmaması mümkün değildi.
Günümüzde buna /*"Forer Etkisi" */ya da /*"Barnum Etkisi"*/deniyor.
Bu terimler, 1956 yılında Amerikan psikologu Paul Meehl tarafından ileri
sürülmüştür.
Forer Etkisi, onu keşfeden bilim insanına ithafen, Barnum Etkisi ise bu
etkiyi iş modeli olarak kullanan iş adamına ithafen kullanılmaktadır.
Forer, astrolojik sözde analizlerin insanlara nasıl uyduğunu bilimsel
bir teste tabi tutmak istedi ve öğrencilerine bir kişilik testi verdi.
Öğrencilerine, her birinin sınavlardan aldıkları puanlara göre
hazırladığı eşsiz bir kişilik analizi verdiğini söyledi.
Bu analizin, kendilerine ne kadar uyduğunu notlamalarını istedi.
Aslında, her biri, aynı analizi almıştı.
Kişiliğe özel olan bir şey yoktu; ancak öğrencilere öyle söylenmişti.
Her bir analizde, şu 13 madde bulunuyordu:
1. Sizde, diğer insanların sizi sevmesine ve hayranlık duymasına
yönelik yoğun bir ihtiyaç var.
2.
Kendinizi eleştirmeye çok açıksınız.
3.
Kendi avantajınıza çevirmediğiniz büyük bir kullanılmayan kapasiteye
sahipsiniz.
4.
Bazı kişilik zaaflarınız olsa da, genellikle onların üstesinden
gelebiliyorsunuz.
5.
Cinsel beklentileriniz, sizin için problemler doğuruyor.
6.
Dışarıdan bakıldığında disiplinli ve öz kontrole sahipsiniz; ancak
aslında endişeli ve güvensizsizsiniz.
7.
Bazı zamanlarda doğru şeyi yaptığınızdan ve doğru tercihte
bulunduğunuzdan emin olamıyorsunuz.
8.
Her seferinde birazcık değişim olsun istiyorsunuz ve eğer
kısıtlamalarla karşılaşırsanız rahatsız oluyorsunuz.
9.
Kendinizin bağımsız bir düşünür olduğunuzla övünüyorsunuz ve
diğerlerinin açıklamalarını kanıtsız görüyorsunuz.
10.
Kendinizi başkalarına açmanın çok da akıllıca olmadığını düşünüyorsunuz.
11.
Bazı zamanlar dışa dönük, cana yakın ve sosyalsiniz, diğer
zamanlarda ise kapalı, ilgisiz ve içedönük.
12.
Bazı tutkularınız oldukça gerçek dışı.
13.
Güvenliğiniz, hayatınızdaki temel amaçlarınızdan biri.
Öğrenciler, 0'dan 5'e kadar olan bir skalada (5, kesinlikle uyuyor idi),
kendi analizlerine ortalamada 4.26 puan verdiler!
Tüm kağıtlar ve notlamalar toplandıktan sonra, her birine aynı kağıdın
verildiği söylendi.
Üstelik bu 13 madde, bir astroloji kitabından olduğu gibi alınmıştı.
Herkesin bu maddeleri kendine uydurmasının basit bir nedeni vardı:
kişiye özelmiş gibi gözüküyordu, ancak o kadar genel ifadelerdi ki,
mutlaka bir şekilde, hayatımızın bir evresinde bize uyuyordu.
Uymuyorsa bile, azıcık doğru olduğu için, *"yeterince iyi bir tahmin"*
olarak değerlendirmemize yetiyordu.
Bu araştırmanın bilimsel tekrarlanabilirlik ilkesine uygunluğu için
uyulması gereken 2 temel faktör vardır:
ilki, sunulan maddeler içerisindeki _*pozitif maddelerin negatif
maddelere oranıdır*_ (pozitifler, negatiflerden fazla olmalı ancak
abartılmamalı).
Diğeri ise, deneklerin onları sınayan kişiye dürüst ve öznel
geribildirimlerde bulunabileceği kadar güvenmesidir.
Bunlar sağlandığı takdirde, kimin üzerinde, hangi cümlelerle denerseniz
deneyin, denekleriniz analizinizin kendisine uyduğunu söyleyecektir.
Ortada bir tahmin yoktur.
Boş bir Cumartesi günü ayaklarınızı masanıza uzatıp çayınızı yudumlarken
rastgele (ancak yukarıdaki ilk faktöre uyarak) cümleler hazırlayabilir
ve insanlara *"gizemli astroloji analizi"* olarak pazarlayabilirsiniz.
Size yapılan tam olarak budur.
Ortada bilimsel bir yöntem yoktur.
Öyle ki, astrolojinin dayandığı haritalar aslında eskimiştir ve tamamen
değişmiştir, çünkü bu haritaları çıkarıldığı zamandan bu yana Dünya'nın
Güneş Sistemi içerisinde, Güneş Sistemi'nin Samanyolu Galaksisi
içerisindeki yeri değişmiştir.
Fakat haritalar güncellenmemiştir, zira bu, her şeyi kökünden ve tamamen
değiştirecektir.
Dün size uyan şeyler, bugün uymaması gereken şeyler haline gelecektir.
Ancak astrologlar bunu yapmaya gerek duymazlar.
Çünkü sözde yöntemlerinin ve sahte haritalarının, uydurdukları
yalanlarla bir ilişkisi yoktur.
Onlar işin şov kısmıdır.
Parayı getirense, burada izah edilen Forer/Barnum Etkisi'dir.
Bu deney, modern zamanlarda da tekrar tekrar denenmiş ve her seferinde
aynı sonuçlara ulaşılmıştır (işte bilimi *"bilim"* yapan ve güvenilir
kılan budur).
Örneğin Kasım 2012'de yayımlanan bir makalede öğrencilere Minnesota
Çokfazlı Kişilik Testi denen bir test uygulanmıştır.
Sonrasında öğrencilere hem gerçek test sonuçları hem de sahte test
sonuçları verilmiştir ve hangi sonucun kendilerine ait olduğunun tahmin
edilmesi istenmiştir.
Normalde beklenen, eğer ki bu kişilik testleri ve astroloji falları
doğru olsa, en azından %80 gibi bir çoğunluğun doğru testi seçmesidir.
Sonuç, tam tersidir: öğrencilerin %59'u, kendilerine verilen sahte test
sonucunun kendilerine uyduğunu söylemiştir ve gerçek olanın uymadığını
söylemişlerdir.
Elbette öğrenciler hangisinin sahte, hangisinin gerçek olduğunu
bilmemektedirler.
Daha sonradan yapılan başka araştırmalar, Forer/Barnum Etkisi'ni daha da
etkili hale getiren 3 faktör belirlemiştir:
1. denekler (ya da kurbanlar) analizin sadece kendisine özel
hazırlandığına inandırılacak, dolayısıyla okudukları ifadelerin
kendileri için biçildiğine inanmaya meyilli olacaklar,
2.
denekler (ya da kurbanlar), testi yapan, fala bakan, analizi yapan,
deneyi sürdüren kişinin konu dahilinde bir otorite olduğuna inanacak,
3.
analiz içerisinde daha çok pozitif analizler bulunacak.
Bunları bir arada düşündüğünüzde, falcıların, psişiklerin ve
astrologların nasıl yalan söyledikleri daha da netleşmektedir.
*Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)*
*Kaynaklar ve İleri Okuma:*
1.
/Journal of Scientific Exploration/
<http://www.scientificexploration.org/journal/jse_04_1_mcgrew.pdf>
2.
/Personality and Individual Differences/
<http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0191886907003042>
3.
/Social Behavior and Personality/
<http://www.ingentaconnect.com/content/sbp/sbp/2002/00000030/00000006/art00012?token=00551839233cd2e3275c277b42572b465d7d5525442c517959592f653b672c57582a72752d704e47dba37>
4.
/Truth Magazine/
<http://www.truthmagazine.com/archives/volume34/GOT034263.html>
5.
Pacific Standard
<http://www.psmag.com/navigation/books-and-culture/horoscopes-fun-but-utterly-fallible-25533/>
6.
FreeThinkers <http://fayfreethinkers.com/tracts/astrology.shtml>
http://www.evrimagaci.org/fotograf/73/6620
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-141030145835-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
--
Oraj POYRAZ
Yaslilik icinde yasliligi katlayan en buyuk dert, yaslilik tasasidir...
Anonim Nasihat
Cennetten kovulup geri sizan seytan
SAD 76.iblis: ben ondan hayirliyim!
Beni atesten yarattin, onu camurdan yarattin, dedi.
SAD (77-78) (Allah teala da) buyurdu ki: Cunku sen suphe yok ki,
kogulmussundur.
Ve muhakkak ki, lanetim kiyamet gunune kadar senin uzerinedir.
A RAF 20.derken seytan, birbirine kapali ayip yerlerini kendilerine
gostermek icin onlara vesvese verdi ve: rabbiniz size bu agaci sirf
melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladi, dedi.
Dunya, (cennetteki nimetlerin yaninda) mumine zindandir
(Muslim)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Risale-i Nur girdigi her yeri kutsallastirmis, bu arada Isparta ya
mubareklik kazandirmistir....
Risale-i Nur Isparta ya butun illerin uzerinde bir dindarlik meziyeti
kazandirmistir
Said-i Kurdi
Isparta da yazdigi lemalarda.
Kim Kemalci milliyetcilerle birlikte Yunana karsi gelirse ser'an kafirdir.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne'nin Londra'ya Ingiliz
Genelkurmayi'na yazdigi rapor'dan
Doguda Ermeniler Kizilarmaga kadar genisleme hazirliklarina ve simdiden
sinirlarimiza kadar dayanan katliam siyasetine basladi.
(4 Eylul 1919)
K.ATATURK
EINSTEIN ve DINLER
Bir insanin etik davranisi, esasli bir sekilde, iyi iliskilere, egitime,
sosyal baglara ve ihtiyaclara dayanmasi gerekir; dinsel hicbir temele
gerek yoktur.
Eger kisi, cezalandirilma korkusu ve olumden sonra odullendirilme
umuduyla davranmak zorunda olsaydi gercekten de acinacak halde olurdu.
Bu nedenle dinsel kurumlarin neden daima bilime karsi savastigini ve
onun yolundan gidenlere karsi baski yaptigini anlamak kolaydir.
A man s ethical behavior should be based effectually on sympathy,
education, and social ties and needs; no religious basis is necessary.
Man would indeed be in a poor way if he had to be restrained by fear of
punishment and hopes of reward after death.
It is therefore easy to see why the churches have always fought science
and persecuted its devotees
Albert Einstein, Religion and Science, in the New York Times Magazine,
November 9, 1930, pp.3-4; from Alice Calaprice, ed., The Expanded
Quotable Einstein, Princeton, New Jersey: Princeton University Press,
2000, pp.205-206.
Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha
az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet
koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.
Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)
Siyonist teroristler, Filistinli Musluman cocuklari, kafalarina
sopalarla vura vura oldurduler
Prof.Dr.Walid Khalidi, Yazar
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
Oraj POYRAZ
Yaslilik icinde yasliligi katlayan en buyuk dert, yaslilik tasasidir...
Anonim Nasihat
Cennetten kovulup geri sizan seytan
SAD 76.iblis: ben ondan hayirliyim!
Beni atesten yarattin, onu camurdan yarattin, dedi.
SAD (77-78) (Allah teala da) buyurdu ki: Cunku sen suphe yok ki,
kogulmussundur.
Ve muhakkak ki, lanetim kiyamet gunune kadar senin uzerinedir.
A RAF 20.derken seytan, birbirine kapali ayip yerlerini kendilerine
gostermek icin onlara vesvese verdi ve: rabbiniz size bu agaci sirf
melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladi, dedi.
Dunya, (cennetteki nimetlerin yaninda) mumine zindandir
(Muslim)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Risale-i Nur girdigi her yeri kutsallastirmis, bu arada Isparta ya
mubareklik kazandirmistir....
Risale-i Nur Isparta ya butun illerin uzerinde bir dindarlik meziyeti
kazandirmistir
Said-i Kurdi
Isparta da yazdigi lemalarda.
Kim Kemalci milliyetcilerle birlikte Yunana karsi gelirse ser'an kafirdir.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne'nin Londra'ya Ingiliz
Genelkurmayi'na yazdigi rapor'dan
Doguda Ermeniler Kizilarmaga kadar genisleme hazirliklarina ve simdiden
sinirlarimiza kadar dayanan katliam siyasetine basladi.
(4 Eylul 1919)
K.ATATURK
EINSTEIN ve DINLER
Bir insanin etik davranisi, esasli bir sekilde, iyi iliskilere, egitime,
sosyal baglara ve ihtiyaclara dayanmasi gerekir; dinsel hicbir temele
gerek yoktur.
Eger kisi, cezalandirilma korkusu ve olumden sonra odullendirilme
umuduyla davranmak zorunda olsaydi gercekten de acinacak halde olurdu.
Bu nedenle dinsel kurumlarin neden daima bilime karsi savastigini ve
onun yolundan gidenlere karsi baski yaptigini anlamak kolaydir.
A man s ethical behavior should be based effectually on sympathy,
education, and social ties and needs; no religious basis is necessary.
Man would indeed be in a poor way if he had to be restrained by fear of
punishment and hopes of reward after death.
It is therefore easy to see why the churches have always fought science
and persecuted its devotees
Albert Einstein, Religion and Science, in the New York Times Magazine,
November 9, 1930, pp.3-4; from Alice Calaprice, ed., The Expanded
Quotable Einstein, Princeton, New Jersey: Princeton University Press,
2000, pp.205-206.
Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha
az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet
koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.
Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)
Siyonist teroristler, Filistinli Musluman cocuklari, kafalarina
sopalarla vura vura oldurduler
Prof.Dr.Walid Khalidi, Yazar
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.