Bir Deist gözüyle, yaşam, bilinç ve ruh.
* Bir Deist gözüyle, yaşam, bilinç ve ruh. <#mozTocId177367>
o Yaşam entropi ilişkisi şöyle. <#mozTocId106162>
o Bir de bilginin korunumu ilkesi vardır. <#mozTocId726969>
+ Bu bakışla, Sufilerin söylediği gibi yaşam ve ölüm,
hiçlikden varlığa, varlıktan tekrar hiçliğe dönmekten ibaret
olur. Bir anlamda siz de her zaman varsınız, ve hiçbir zaman
yok olmazsınız.Evrenin dokusu içinde bazen bir madde yığını
içinde öbekleşir, bazen evrenin dokusu içinde erir
dağılırsınız. <#mozTocId387784>
+ Bir panteistin düşünüşü gibi, sizde beden bulan her şeyle
beraber, her zaman evrenin bir parçası olmayı sürdürürsünüz.
<#mozTocId538421>
o Düzenden Düzensizliğe Giden Upuzun Yolculuk <#mozTocId604478>
Yaşam aslında, evrende zaten var olan, inorganik maddenin yüksek bir
organizasyon düzeyinde, yeniden bir araya gelerek kendi kendini
yenileme, kendinden kendini üretme yeteneği.
Bilinç ise bütün bu yeteneklere ek olarak böylesi bir madde yığınının
kendi kendini bilebilmesi.
Bizim ruh olarak anladığımız şey de. zaten kabaca bu bilinç algısından
ibaret.
Yani kişinin kendinin farkına varması.
Elbette ilahiyatçıların bahsettiği türden ayrı bir töz, yani ruh yok.
Hani o bedenden bedene gezen, boyuttan boyuta uçan, varlığını ezelden
ebede koruduğu söylenen töz.
Zaten, herkesin ittifakla kabul etmeye dünden hazır olduğu ruh konusunda
hiçbir deneysel çalışma ve hiç bir gözlem de böylesi bir iddiayı
desteklemiyor.
Yaşam entropi ilişkisi şöyle.
Bizler bir tohumdan gelişir ve yaşarken, etrafımız zaten var olan bir
miktar düzenliliği harcıyor, düzensizliği artırıyoruz ve böylece genel
entropi artışına bir katkıda bulunuyoruz.
Bu şekilde kendi bedenimiz içinde lokal bir düzenin korunmasını yani
düşük bir entropi düzeyinin korunmasını sağlıyoruz.
Böylece yaşadığımız sürece evrenin genel entropisinden çok daha düşük
bir _*entropi adacığının*_ ayakta kalmasını sağlamış oluyoruz.
Yaşam kabaca çevreden çok daha bir düşük entropi adacığı.
Öldüğümüzde yaşadığımız sürece bedenimiz içinde var olan düzenin
sağlanması artık imkansız oluyor.
Kısacası düzenden düzensizlik üreterek, beden içinde görece düşük bir
entropi adacığının ayakta kalmasını sağlayan pompa duruyor.
Ve o düzenlilik durumu ölümle birlikte evrenin genel düzensizliği içinde
eriyerek homojenize oluyor.
Sufi bir bakışla hiçlikten varlığın doğması ve sonra yeniden hiçlikte
yok olmaya benzer bir durum oluyor aslında.
Bir de *bilginin korunumu ilkesi* vardır.
Bu entropiden ayrı bir kavram.
Bu da, ruh kavramıyla kolayca ilişikilendirilebilecek bir şey.
Bilgi aslında bedenimizi oluşturan maddeye ve onun düzenlenişine bağlı
birşey.
Doğduğumuzda bedenimizin içinde genlerimize işlenmiş bilgiden başka bir
bilgi yoktur.
Ancak, insan öğrenebilen bir canlı, dolayısıyla zamanla öğrenerek
bedeninde bilgiyi biriktirebilir.
Peki ya, öldüğümüzde beynimizde depolanmış olan bilgiye ne oluyor?
Bilginin korunumu yasası bize bunu öngörme imkanı veriyor.
Diyelim ki, öldünüz ve henüz beyniniz ve organlarınız zarar görmeden
hemen önce bedeninize bir miktar enerji aktarılarak yeniden
canlandırıldınız.
Geçen zaman içinde bedeniniz içinde depolanmış olan bilgi bir zarar
görmedi değil mi?
Evet, yeniden canlandırma işlemi, bu acil servislerde sık sık görülen
bir olaydır.
Diyelim ki, öldünüz yeniden canlandırıldınız ama beyniniz ve
organlarınız zarar gördü.
Bitkisel hayatta da olsa yeniden canlandırıldınız.
Beyninizdeki bilgi ne oldu?
Aslında kaybolmadı, beyinde hala daha oralarda bir yerde, biraz
karışmış, alt üst olmuş, ancak onu artık ulaşamıyoruz, onu kullanamıyoruz.
Varsayalım ki, öylesi yüksek bir teknoloji geliştirildi ki, dışarıdan
ekstra enerji, yani aslında bilgi aktarılarak, beynin bozulan unsurları
tamir edildi.
İşte o anda yeniden o bilgiye kolayca ulaşabilir, bilinç kazanabilir ve
yaşamınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
İşi daha da ileriye götürelim.
Diyelim ki, öldünüz, günler, hatta haftalar geçti.
Dokularınız dekompoze oldu, beyniniz başta olmak üzere, organlarınız çok
fazla zarar gördü.
Şimdi beyninizdeki bilgi ne oldu?
Evet, o bilgi de hala daha oralarda bir yerlerde, ancak artık çok fazla
karışmış, alt üst olmuş şekilde.
Bilgi bağlı bulunduğu ve bozulan dokulara bağlı olarak, bedenin içine ve
etrafa saçılmış, karışmış durumda.
İşte bu noktada elimizde çok daha fantastik bir teknoloji olsaydı ve
dışarıdan çok fazla enerji ve bilgi ekleyerek karışmış, altüst olmuş,
etrafa saçılmış, karışmış dokuları, bozulmuş bütün yapıyı, yani bilgiyi
tekrar eski düzenine sokabilseydik ne olurdu?
Çok lafın özeti, *teorik olarak* öldükten sonra gelişen olaylar dizisini
tekrar tersine çevirmek için,
geçen süreye ve gelişen bozulmaya bağlı olarak,
daha fazla enerji ve bilgi ekleyerek her şeyi tersine çevirmek mümkün.
Elbette günümüzde böylesi bir teknoloji yok.
Ve biz öldükten sonra bedenimiz içinde bulunan bilgi yığınının, bağlı
bulunduğu inorganik madde yığınıyla birlikte giderek düzenini
yitirdiğin görürürüz.
Böylece ölmüş beden içinde var olan entropi giderek artar ve evrenin
genel entropisine yaklaşır..
Ve bilgi de tam tersine giderek daha fazla saçılır ve evrende var olan
genel bilgi yığını içinde eriyerek kaybolur.
Kısa bir özet geçersek, bir tohumdan gelişirken zamanla bedenimiz içinde
biriktirdiğimiz bilgiyi zaten evrenden derlemiştik.
Ve öldüğümüzde tekrar evrenin dokusuna iade etmiş oluruz.
*Bu bakışla, Sufilerin söylediği gibi yaşam ve ölüm, hiçlikden
varlığa, varlıktan tekrar hiçliğe dönmekten ibaret olur.*
Bir anlamda siz de her zaman varsınız, ve hiçbir zaman yok olmazsınız.
Evrenin dokusu içinde bazen bir madde yığını içinde öbekleşir,
bazen evrenin dokusu içinde erir dağılırsınız.
Ezelden, ebede var olabilmek için sanal bir ruh kavramına hiç de gerek
yok görüyorsunuz.
Bir panteistin düşünüşü gibi, sizde beden bulan her şeyle beraber,
her zaman evrenin bir parçası olmayı sürdürürsünüz.
Bilginin korunumu yasası, Entropi, Ruh, Yaşam ve Canlılık arasındaki
ilişki işte buna benzer bir yapıdadır.
Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
Düzenden Düzensizliğe Giden Upuzun Yolculuk
Bilim ve Yaşam İle İlgili Özlü ve İlginç Sözler
27 Eki, 05:25
AutoResizeImage.file:///C:/Users/DR-KRA~1/AppData/Local/Temp/nshCAD3.tmp/ContainedTemp/ARI/ARI.jpeg
<http://www.evrimagaci.org/fotograf/57/6628>
Entropi (düzensizlik) oldukça ilginç bir konudur.
Düzensizlik, sistemlerde daima artmak zorundadır.
Bu, Evren'in yasasıdır.
Yani bundan birkaç katrilyon sene sonra, *buradaki makalemizde
<http://evrimagaci.org/makale/494>* izah ettiğimiz tüm basamaklardan
geçildikten sonra, düzensizlik o kadar artacak ki, Evren içerisinde iş
yapabilir durumda (*"kullanılabilir"*) enerji kalmayacak.
Ancak şu anda durum bu değil.
Entropi adım adım artıyor; tıpkı bir saatli bomba gibi...
Çok uzun süreler boyunca tik takları duyulacak bir saatli bomba...
Ama şu anda daha çok erken.
Enerji akışı, Evren içerisinde muazzam bir miktarda, hızda ve
karmaşıklıkta devam ediyor.
Ve enerji akışı, iş yapabilme potansiyeli anlamına geliyor.
İş yapabilmek de, artmak zorunda olan düzensizliğe _geçici olarak _karşı
koyabilmenin tek yolu.
Bu sayede, iş yaparak, zaman içerisinde geçici olarak, uzay
içerisindeyse lokal (yerel) olarak entropi artışına karşı koyulabiliyor.
Bu da, düzensizliğe giden sistem içerisinde düzenli lokaliteler ve
sistemler oluşmasını sağlıyor.
Yıldızların doğumları ve ölümleri, galaksilerin oluşumu ve yıkımı,
canlılığın başlangıcı ve sonu, yaşamın kendisi ve ölüm, entropinin lokal
etkisinden ibarettir.
Astrofizikçiler *"büyük skalada"* diye söz ettikleri kozmik boyutta, bu
yerel düzenlilikler bir hiçtir.
Er ya da geç yenilmeye mahkum olan başkaldırılardır.
Fakat Evren içerisindeki enerji akışının sağladığı bu daha düzenli
yapılar, yaşam gibi çok ilginç bir yapının da evrimleşebilmesine izin
vermiştir.
Tüm bunlara rağmen yine de sistemler, entropi artışına sürekli karşı
koyamazlar.
Canlılar canlılıklarını, yani vücut düzenlerini koruyabilmek için,
düzensizlik yaratmak zorundadırlar!
Nedir o düzensizlik?
Beslenme ve enerji üretimi.
Her canlı, enerji üretebilmek için kimyasalları parçalamak zorundadır.
Kimyasalların yıkımı, düzenli yapıların düzensiz hale getirilmesi demektir.
Bu sırada, düzenli yapıları düzenli tutabilen kimyasal enerji açığa
çıkar ve böylece, beslenen canlı o enerjiden faydalanabilir.
Yani midenize götürdüğünüz her besin, bir başka canlının (en azından
düzenli yapının) *"canı"* olmak zorundadır.
Bazı antikiteler buna *"ruh"* demişlerdir.
Bazı diğerleri *"yaşam enerjisi"*.
Bazıları *"yaşam gücü"*.
Bazıları *"gizli enerji"*.
Bilim ise,*"kimyasal bağ enerjisi"* der ve onu net olarak tanımlar.
Yaşamla ölüm arasındaki çizgi, bu enerjide gizlidir.
Nasıl olursa olsun varlığımızı, yani yerel düzenliliğimizi
sürdürebilmemiz, etrafımızda yerel düzensizlikler yaratmakla mümkündür.
Entropi, bütün Evren'e hükmeden ve her zaman kazanan hırslı ve oyuncu
bir çocuk gibidir.
Geçici olarak her şeye sahip olmanıza izin verir, sonra hepsini
elinizden alır.
*Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)*
*Görsel: *Cesar Vega
<https://www.flickr.com/photos/cvegtol/15136750360/in/faves-raul_lg/>
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-141027151426-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>
--
Oraj POYRAZ
Yalan hic bir seyi yerinden kimildatmaz.
Erich Fromm - Aforizmalar
Bu (Kur an), Ummu l-kura (Mekke) ve cevresindekileri uyarman icin sana
indirdigimiz ve kendinden oncekileri dogrulayici mubarek bir kitaptir.
EN AM SURESI-92 Ayet..
Resulullah , yurumekte iken karsisina siir insad eden bir sair cikti.
Efendimiz: Seytani tutun veya Seytani yakalayin diye emretti.
(Kutubusitte, Siir bolumu)
El-Hudri den Muslim in kaydettigi
Hadis No: 3506
Sait Nursi ye gore her sey, her zerre Allah a ibadet eder, mesela
pusulanin Kabe deki Hacer i Esvet i isaret ederek titremesi, namaz
kilmasidir.
Tiryak, s.116
Kim Kemalci milliyetcilerle birlikte Yunana karsi gelirse ser'an kafirdir.
Delibas Mehmet -1920
Ingiliz Karadeniz Ordu Komutani General Milne'nin Londra'ya Ingiliz
Genelkurmayi'na yazdigi rapor'dan
Maras tan alinan saglam malumatta, Maras i isgal eden Fransiz
kitalarinin yuzde yirmisi Fransiz Cezayirli olup, geri kalani Osmanli
Ermenilerinden meydana gelen fedailerdir.
Bunlar sehirde namuslu Islam kadinlarina taarruz etmekte ve Musluman
ahaliye zulum ve iskence yapmaktadir.
Dukkanlar butunuyle kapali, ahali heyecandadir.
(7 Kasim 1919)
K.ATATURK
Dunyanin dort bir tarafindaki askeri mezarliklar tanrinin yanlarinda
olduguna inandirilmis, beyni yikanmis olu askerlerle doludur.
George Carlin
Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.
Nazim Hikmet Ran
Gunumuzun Arap dunyasi, barbarlarin dunyasidir
Prof.Dr.Benny Morris, Israilli Tarihci
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.