------------------------------------------------------------------------

  *Devletten kriz bekleme
  
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2014/09/devletten-kriz-bekleme.html>!*

Ekonomistlerimiz ya da ekonomi-politiğimizi yönetenler rakamları
yorumlarken nedense sokaktaki vatandaşa ne olup bittiğini gösterecek
çıkarımlar yapmıyorlar ya da yapmak istemiyorlar.
Kara tahta ekonomistlerimiz rakamları evirip çevirip sıradan insanın
yorumlayamayacağı şekle sokuyorlar.
Kendilerini her zaman üniversite öğrencilerine ders veriyor zannediyorlar.
Ekonomiyi yönetenler ise daima kendilerine göre yorumluyorlar.
Aslında aradığımız Charles Dickens'ın David Copperfield romanındaki Bay
Micawber gibi biri.
Micawber'ın ekonomiden anladığı oldukça basitti: *
"Gelirin 20£, giderin 19,5£ ise mutlusun; gelirin 20 £, giderin 20,5£
ise sefil"*
Aslında ekonomi dediğin de bu kadar basit değil mi?
Ama ekonomistlerimiz ya da politikacılarımızdan nedense Micawbervari bir
açıklama duyamıyoruz.
Ya da duyduklarımız manipüle edilmiş açıklamalar.
Öyleyse gelin ekonomimizin Micawber'i biz olalım ve ekonomimizde ne olup
bittiğine bakalım.

Ekonomimiz üzerine iki karşıt düşünce hakim.
Bir kısım kriz sinyalleri alıyor, diğerleri ise *"hani kriz nerde, sen
2000 öncesindeki krizleri görmemişsin"* diyor.
Halkın algılaması da genellikle bu şekilde.
Önceki krizleri görenler devalüasyonu krizin en büyük alameti sayıyor.
Borçlarını ödeyemeyen bir merkezi hükümet görmediği sürece krizin
olduğuna inanmıyor.
Ne dersiniz sizce de kriz yok mu?

Ekonomimizin tepeden çöktüğü yılları hatırlamayanlar olabilir.
Öncelikle kısa bir tarihsel kıyaslama ile başlayalım.
Ülkemizin 2003 yılındaki dış borcu 147 milyar dolardı.
Bu borcun %78'i devletin, %22'si özel sektörün borcuydu.
2014 yılına geldiğimizde ise dış borç 387 milyar dolar olmuştu.
Bu borç içinde kamunun payı %31, özel sektörün payı ise %69'du.
2003 ile 2014 yılları arasındaki dönüşümü farketmişsinizdir herhalde.
2003'te borcun %78'i devlete aitken, 2014'te bu oran%31'e gerilemiştir.
Sizce bu durumda kriz kimin kapısını çalacak?

Siz sorunun yanıtını Micawber'i de anımsayarak düşünürken biz ikinci bir
parmak hesabı daha yapalım.
Hane halkı denilen sokaktaki insanın borcuna bakalım.
2003 yılında sokaktaki adamın bankalara olan toplam borcu 13 milyar liraydı.
2014 yılına gelindiğinde bu rakam 337 milyar olmuştu.
Yani borçluluk 26 kat artmıştı.

Şimdi şu üç rakama yeniden bakalım.
2014 yılında devletin dış borcu 122 milyar dolar.
Özel sektörün dış borcu 265 milyar dolar.
Hane halkının (bir anlamda) dış borcu ise 337 milyar lira.
Bu rakamları 2003 yılı ile kıyasladığımızda şu çıkarımı rahatça herkes
yapabilir artık.
Geçen 10 yıl içinde devlet borçlarını azaltırken, şirketler ve hane
halkı borçlarını arttırdı.
Hem de öyle bir arttırdı ki...

Bu tablodan şu sonuca kolayca varılabilir.
Halkımız artık 2000 öncesinde gördüğü krizleri beklemesin.
O krizlere benzer bir krizin yaşanması mümkün değil.
Çünkü borcu olan kriz yaşar ve devletin borcu artık çok değil.
Bütçe dengesi ile kolayca yönetilebilecek gibi duruyor.
Peki öyleyse kriz kimin krizi?

Her gün batan sayısız şirketten, yazılan onca çekten, protesto olan onca
senetten şirketlerin derin bir kriz içine girdiği anlaşılıyor.
Ama onlar şirkettir, başlarının çaresine bakar derseniz size hane
halkımızdan biraz bahsedeyim.
Hane halkımız 75 milyondan oluşuyor.
Bu 75 milyon kişi 337 milyar borç yaratmış durumda.
Yani kişi başı 4.500 lira.
Eh çok yüksek sayılmaz.
Asgari ücretin 5 katı diyelim.
Ama parmak hesabını biraz daha ilerletelim.
Bu hane halkı kimlerden oluşuyora bakalım.
Üniversite dahil 21,6 milyon öğrenci.
5 milyon işsiz.
10 milyon yeşil kartlı.
Yani toplamda 36,6 milyon kişi gelirden muaf.
Bunlara ağırlığı asgari ücretli 10 milyon emekliyi de ekleyelim.
Ediyor 46,6 milyon kişi.
Buna 10 milyon kişi olduğu tahmin edilen kayıt dışı işlerde ya da ev
hanımı olarak çalışanları da ekleyelim, ediyor 56,6 milyon kişi.
Geriye bir tek çalışanlar kaldı.
Bunların sayısı da topu topu 18,4 milyon kişi.
Üstelik yarısı asgari ücretli.
Yani çalışan başına ortalama borç 18.400 lira.
Neresinden bakılsa asgari ücretin 20 katı bir borç.
Hangi parayla nasıl ödenir?

Sokaktaki arkadaşım, eğer hala devletten kriz bekliyorsan, bekleme!
O kriz hiç gelmeyecek.
Çünkü devletin borcu yok.
Borcun büyük kısmı artık senin üzerinde.
Bu kriz artık senin krizin.
Şimdi şapkanı önüne koy ve Micawber gibi hesapla.
Borcun ne kadar, varlığın ne kadar?
Eğer borcun 20, varlığın 20,5 ise mutlu olabilirsin, çünkü kriz yaşaman
olası gözükmüyor.
Ama hane halkının %95'i gibi borcun 20, varlığın 19,5 ise sen borçlu
birisin ve kriz senin için başlamış demektir.

Sokaktaki vatandaşın bilmesi gereken aslında tek bir şey var: Her şeyi
de devletten beklemeyin canım, bütçeni aşan bir tüketici kredisi alarak
sen de krize girebilirsin!

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-141001113416-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>


 
-- 
Oraj POYRAZ

Tanri olmadigini ispatlayabilecegimi iddia etmiyorum.
Ayni sekilde Seytan in uydurma oldugunu da ispatlayamam.
Hiristiyan tanrisi var olabilir, Olimpos un tanrilari da var olabilir,
ya da eski Misir in, ya da Babil in.
Ama bu varsayimlardan hicbiri digerinden daha olasi degildir.
Bunlar, olasi bilgilerimizin bile disinda duruyorlar, herhangi birisini
ciddiye almak icin hic bir sebep yoktur.

Bertrand Russell




Sehirlerin anasi (olan Mekke de) ve onun cevresinde bulunanlari uyarman
ve asla suphe olmayan toplanma gunuyle onlari korkutman icin, sana boyle
Arapca bir Kur an vahyettik.

SURA SURESI-7 ayet


 
Peygamberimiz caminin bahcesine girerek soyle dedi: Surasi muhakkak ki
cami ne cenabete, ne aybasiliya helal degildir.

Muslim, Hayz 11; Ebu Davud, Taharet 104; Tirmizi, Taharet 101; Suneni
Nesei, Hayz 18
****
Peygamber in hanimi anlatiyor: Peygamberimiz, bizden biri aybasili
oldugu halde, onun kucagina basini koyar ve Kuran okurdu.
Bizden birimiz aybasili iken camiye gidip Peygamber e birseyler gotururduk.

Suneni Nesei, Hayz



Secde Suresinin 1.Ve 2.ayetleri de Risale-i Nur a isaret ediyorlarmis...
Ayetlerin anlamlari:
Hakim, Rahman ve Rahim olan Allah in indirisidir
Said-i Nursi ye gore; indirilis sozunun sayi degeri de, Risale-i Nur un
sayi degerine denk geliyor.
Ebced hesabiyla ve cifir yoluyla bu sonuc elde ediliyor.
O zaman, ayetlerin anlamlari su demek oluyor: Kur an-i Kerim ve Risale-i
Nur, Rahman ve Rahim olan Allah in bir indirisidir Onlar isterler ki,
Allah in Nur unu agizlariyla sondursunler.
Oysa inanmayanlar hoslanmasalar bile Allah nurunu tamamlayici ve
parlaticidir anlamindaki ayet de Risale-i Nur a isaret ediyormus...
Said-i Nursi ye gore, bir yabanci ulkenin somurgeler bakaninin, Kuran in
nurunu sondurmeye calismasina karsilik, kendisinin ortaya atildigina ve
o nur u parlattigina isaret ediliyor
Yani Said-i Nursi olmasaymis, o somurgeler bakani, Allah in Nur unu
sondurecekmis.
Iste o Nur, Hem Kur an-i Kerimdir, hem de Risale-i Nur dur
Risale-i Nur un 129 parcasi, Kur an dan uzanan elektrik telinin ucuna
takilan 129 elektrik lambasi gibidir
Nursi ye gore anlam soyle oluyor:
-Onlar isterler ki Allah in Nur u olan Kuran i ve Risale-i Nur u
agizlariyla sondursunler.
Oysa inanmayanlar hoslanmasalar bile, Allah gerek Kuran i ve gerek
Risale-i Nur u tamamlayici parlaticidir

Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.



Anadolu direnisi bir bloftur.
Avrupa medeniyeti Anadolu'yu bu zararli hasereden temizleyecektir.
Hukum galibindir.
Medeniyeti temsil eden Ingiltere gibi bir devlete itiraz etmek
kustahliktir.

Nazir Riza Tevfik-1920



Ermenilere vilayetlerimizi peskes cekmeleri de (...) ihtimal bulunuyor.
Boyle bir vaziyette Ingiliz birliklerinin Ermenilere onculuk edecegi cok
muhtemeldir.

boyle bir hali biz dusmanlik olarak gormeye ve saymaya, mesru
topraklarimizi ve milli bagimsizligimizi kurtarmak icin mecburuz....

(30 Mayis 1919)
K. ATATURK



Bir kisisel Tanri anlayisi benim ciddiye alamayacagim antropolojik bir
kavramdir.
It seems to me that the idea of a personal God is an anthropological
concept which I cannot take seriously.

Kaynak: Albert Einstein, 1947; from Banesh Hoffmann, Albert Einstein
Creator and Rebel, New York: New American Library, 1972, p.95.



PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk

Asik ERBABI



Bizim verecegimiz bir kurban karsiligi, 1000 Filistinli oldurulmelidir

Michael Kleiner, Israil Herut Partisi Genel Baskani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52



Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap