Ey vatandaş bu haber önemlidir.
Anabaşlıklar.

  * Maden ocağında göçük, yine ve yeniden.
  * İki işçi hayatını kaybetmiş ikisi de Çinli.
  * *50 Çinli işçi çalışıyor.*

Memlekette ağır şekilde işsizlik var.
Ve ülkemin şirketleri ucuz işgücü olsun diye işçi ithal ediyor.
Hükümet buna izin veriyor.
Bir basit gazete haberi öyle değil mi?
Haberin ardını okursanız kıyamet gibi ibret var.

Ben de diyorum ki, kimse ovunup dövünmesin.
İşsiz misiniz?
Beter olun.
Fakir mi düştünüz?
Az bile.
Bunaldınız mı?
Hak ettiniz.


Neden bu kadar öfkeliyim?
Çaresizlikten, laf anlatamamış olmaktan mutsuzum.
Çünkü bu memleketin aklı evvel binlerce insanı uyardı.
Her şekilde, her şiddette uyarılar oldu.
Uyaranlara aydınlar halktan kopuktur dediler.
Hiç kimsenin aklına halkın aydınlardan koptuğu, koparıldığı gelmedi.

Halk dalkavukların peşine takıldı.
Kolayı seçti.
Şimdi akılsız başın cezasını ayaklar çekiyor.
Bu çok doğal.

Zararın neresinden dönülürse kardır.
Bari bu vakitten sonra zarardan dönsek.


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

------------------------------------------------------------------------


  Maden ocağında göçük!

*DHA *| 19 Eylül 2014 Cuma - 12:21

BARTIN’ın Amasra <http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=amasra>
İlçesi’nde özel bir şirkete ait kömür ocağında meydana gelen göçükte 1
Çinli işçi öldü, 1 Çinli işçi de yaralandı.

Kaza, saat 11.00 sıralarında Tarlaağzı mevkiinde faaliyet gösteren özel
şirkete ait kömür ocağında meydana geldi.
Maden ocağında Çinli işçilerin hazırlık işlerini yürüttüğü bölgede yan
taraftaki kömür yağınlarının çökmesi sonucu göçük oluştu.
İşçilerden 2’si, kömür yığınlarının altında kaldı.
İşçiler, mesai arkadaşlarının çalışması sonucu göçükten kurtarılarak
ocaktan çıkarıldı.
Ancak işçilerden birisi hayatını kaybetti.
Diğer işçi ise ambulansla Bartın
<http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=Bart%C4%B1n> Devlet
Hastanesi’ne kaldırıldı.

Kaymakam Mehmet Yıldız
<http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=Mehmet%20Y%C4%B1ld%C4%B1z>,
galerinin yan tarafından paso kayması sonucu kısmi göçük oluştuğunu söyledi.
Ölen işçinin vücudunun yarısına kadar göçük altında kaldığını, diğerinin
ise sadece ayaklarının göçükten etkilendiğini belirten Kaymakam Yıldız,
"Göçükten kurtarılan işçiye gerekli müdahale yapıldı.
Geri döndürebilmek için arkadaşlar uğraştı.
Ancak işçi kurtarılamadı.
Diğerinin durumu iyi" dedi.


    *ÖLEN İŞÇİNİN KİMLİĞİ BELİRLENDİ*

Maden ocağında yerin 700 metre altında galeri açma çalışması sırasında
meydana gelen göçükte ölen Çinli işçinin kimliği belirlendi.
Sağlık <http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=sa%C4%9Fl%C4%B1k>
görevlilerinin kalp masajı ve suni teneffüs yapmasına rağmen
kurtarılamayan 38 yaşındaki Wenliang Zhang’ın cesedi, Bartın Devlet
Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Yaralı kurtulan 44 yaşındaki Zheng Qi Xeue ise hastanedeki tedavisinin
ardından taburcu edildi.

Maden ocağında toplam 50 Çinli işçinin çalıştığı ve hazırlık işlerini
yürüttüğü belirtildi.
Göçüğün meydana geldiği galeride ise 6 Çinli’nin çalıştığı ve göçük
sırasında 4’ünün kaçtığı, diğer 2’sinin ise göçükten etkilendiği belirtildi.

Göçükle ilgili soruşturma başlatıldı.

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-140919133518-01
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>

 

Oraj POYRAZ

Bu sefer kepenkleri indirdim, dukkani kapattim...
Tilki donse de kurkcu artik yok, artik tilkilerle ugrasmayacagim...
Yeni isim bijuteri; mavi boncuk dagitacagim... :)

Bilinmeyen Birisi




BAKARA-180.Sizden birisine olum yaklastiginda, eger ardinda mal
birakacaksa, vasiyet etmek farz kilindi.
***
NISA - 11-12.Allah size evlatlarinizin miras taksimini soyle emrediyor:
Cocuklarinizda, erkege iki kadin payi kadar, eger hepsi kadin olmak
uzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasin ucte ikisi ve eger bir tek
kadin ise o zaman ona malin yarisi vardir....(diye devam ediyor)


 
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
Sizden birinin icine onu bozacak irin dolmasi, siir dolmasindan hayirlidir.
Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor:

Hadis No: 2305



Muslumani dunyevilestirmek, ona yapilacak cok buyuk bir zulumdur.
Cunku dunyevilesmek, yavas yavas sinsice farkinda olmadan kufre ve ebedi
felakete goturur.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.



Avrupa ile basa cikmayi asirlardan beri Asya'nin hangi kavmi basardi ki
biz basarabilelim.

Yazar ve Nazir Ali Kemal - 06.02.1921



Devlet ve milletimizin parcalanmasi ve Ermeni ve Yunan esaretine
dusulmesi soz konusudur. Alti yuz elli sene efendilik eden bir milletin
kole mevkiine dusmesi kolay bir hadise degildir.

(6 Temmuz 1919)
K. ATATURK



ALBERT EINSTEIN : NEDEN SOSYALIZM

Ekonomik ve toplumsal konularda uzman olmayan birinin sosyalizm hakkinda
gorus bildirmesi dogru mudur?
Ben buna birkac neden yuzunden evet diyorum.
Gelin, bu soruyu once bilimsel bilgi acisindan degerlendirelim.
Ilk bakista astronomi ve ekonomi arasinda onemli yontemsel farkliliklar
gorulmeyebilir.
Her iki alanda da bilim adamlari kisitli sayidaki gorungulerin(fenomen)
aralarindaki baglantilari mumkun oldugu kadar anlasilir yapmak icin
genel kabul gorecek yasalar kesfetmeye calisirlar.
Fakat aslinda yontemsel farklar vardir.
Ekonomi alaninda genel kabul goren yasalarin kesfedilmesini zorlastiran
gozlemlenecek ekonomik gorungulerin pek cok faktorden etkilenmeleri ve
bu etkilerin tek baslarina degerlendirilememesidir.
Ayrica, -hepimizin bildigi gibi- insanlik tarihinde uygar donem in
baslangicindan bu yana edinilen deneyimler ozunde ekonomik olmayan
faktorlerden etkilenip kisitlanmistir.
Ornegin, bircok buyuk devlet sekli varliklarini fetihlere borcludurlar.
Fetheden halklar, kendilerini fethettikleri ulkenin -yasal ve ekonomik
olarak- ayricalikli sinifi yapmislardir.
Toprak sahipligini tekellerine gecirmisler ve ruhani grubu kendi
aralarindan belirlemislerdir.
Egitimi kontrol eden bu rahipler, toplumdaki sinif ayrimini
kurumlastirmislar, insanlarin bundan sonra cogunlukla bilincsizce
toplumsal davranislarini yonlendirecek bir degerler sistemi yaratmislardir.

SOSYALIZMIN GERCEK HEDEFI

Ancak tarihsel gelenek, insanligin gelismesinin dune kadar Thorstein
Veblen in yagmaci donem adini verdigi asamanin otesine hicbir yerde
gecemedigini gostermektedir.
Gozlemlenen ekonomik gercekler o doneme aittir ve onlardan turetilecek
yasalar insanligin diger donemlerine uygulanamaz.
Sosyalizmin gercek hedefi bu donemin otesine gecerek, insanligin
gelisimini yagmaci donemden daha ileri bir doneme tasimak olduguna gore,
ekonomi bilimi, mevcut haliyle, gelecegin sosyalist toplumuna cok az
i$ik tutabilmektedir.
Ikinci olarak sosyalizm, amaci toplumsal-ahlak olan yone yonelmistir.
Ancak bilim amac yaratmadigi gibi, bunlari insanlara da asilayamaz;
bilim, en fazla, amaclara ulasilmasini saglayan araclar yaratabilir.
Ancak amaclar yuce ahlaki ideallere sahip kisiliklerce kavranilirsa ve
bu amaclar olu dogmamissa, yasamsal ve guclulerse bir cok insan
tarafindan ileri tasinarak, toplumun yavas/agir evrimine yon verir.
Bu nedenlerden oturu insana iliskin sorunlarda bilimi ve bilimsel
yontemleri fazla abartmamaya dikkat etmek ve toplumun orgutlenmesini
etkileyen sorunlarda sadece uzmanlarin soz hakki oldugunu da varsaymamak
gerekir.

BIR CIKIS VAR MI?

Bir suredir cok sayida kisi toplumun bir krizden gectigini one surerek,
toplumun dengesinin ciddi olarak bozuldugunu ifade etmektedir.
Boyle durumlarda kisilerin farkli dusunmeleri, hatta ait olduklari gruba
karsi dusmanca hisler beslemeleri tipik bir davranistir.
Ne dedigimi anlatmak icin basimdan gecen bir deneyimimi aktarayim.
Gecenlerde zeki ve iyi yetismis bir kisi ile yeni bir savas tehdidini
tartisirken, boyle bir savasin insanligin varligini ciddi bicimde
tehlikeye sokacagini ve bu tehlikeyi ancak uluslarustu bir
organizasyonun onleyebilecegini soyledim.
Bunun uzerine muhatabim bana gayet sakin bir bicimde, Insan irkinin yok
olmasina niye bu kadar karsisin? dedi.
Eminim ki daha bir asir onceye kadar hic kimse boyle gayr-i ciddi bir
soylemde bulunamazdi.
Bu soylem kendi icinde bir denge saglamak icin bosuna ugrasmis ve bunu
basarma umudunu az-cok kaybetmis bir adamin soylemi idi.
Bu soylem aci veren bir yalnizligin ve tecrit olmanin ifadesidir ve bu
gunlerde cok kisi ayni aciyi cekmektedir.
Sebebi nedir?
Bir cikis var mi?
Boyle bir soruyu sormak kolay, ancak belli derecede ikna edici bir yanit
vermek zordur.
Ancak duygularimizin ve ugraslarimizin celiskili, belirsiz olduklarinin
bilincinde olarak ve onlarin kolay ve basit formullerle ifade
edilemeyecegini bilerek yine de elimden gelenin en iyisini yapmaya
calisip, yanitlamayi deneyeyim.

BIREYSEL VE SOSYAL VARLIK

Insan hem tek basina yasayan hem de sosyal bir varliktir.
Tek basina yasayan bir varlik olarak kisisel isteklerini tatmin etmek ve
dogustan edindigi yeteneklerini gelistirmek icin kendisinin ve
yakinlarinin varligini koruma cabasi icindedir.
Sosyal bir varlik olarak ise, cevresindeki dostlarinin sevgisini ve
takdirini kazanmaya, mutluluklarini paylasmaya, acilarini dindirmeye ve
yasam kosullarini iyilestirmeye calisir.
Iste sadece bu cesitli, zaman zaman celiskili cabalarin varligi, insanin
ozel karakterini aciklar; bunlarin ozgun bilesimi bireyin icsel bir
dengeye erisme derecesini belirler ve toplumun esenligine katkida bulunur.
Genel olarak bu iki durtunun gorece direnclerinin kalitimla duzenlenmis
olmasi mumkundur.
Fakat nihai olarak ortaya cikan kisilik, buyuk olcude insanin gelisimi
sirasinda kendisini icinde buldugu cevre, icinde buyudugu toplumun
yapisi, o toplumun gelenekleri ve belirli davranis bicimlerinin ovulmesi
ile olusur.
Soyut toplum kavrami birey acisindan cagdaslari ile ve onceki nesillerle
dolayli dolaysiz iliskisinin toplami anlamina gelir.
Birey dusunebilir, hissedebilir, mucadele edebilir ve kendi basina
calisabilir fakat -fiziksel, entelektuel ve duygusal varligi ile-
topluma oylesine bagimlidir ki- onu toplum cercevesinin disinda dusunmek
ve anlamak imkansizdir.
Ona gida, giyecek, ev, is araclari, dil, dusunce bicimleri ve buyuk
olcude dusuncenin icerigini saglayan bu toplum dur.
Bu kucucuk toplum kelimesinin ardinda sakli, gecmiste yasamis ve bugun
yasamakta olan milyonlarca insanin emegi ve becerisidir ona hayat veren.
Dolayisiyla, bireyin topluma bagimliliginin doganin ortadan
kaldirilamayan bir gercegi oldugu kanitlanmistir.
Aynen karincalar ve arilar gibi.
Fakat karincalarin ve arilarin tum yasam sureci en ince ayrintisina
kadar kati, kalitimsal icguduler ile belirlenmisken, insanoglunun sosyal
kaliplari ve karsilikli iliskileri son derece degiskendir ve degisime
aciktir.
Hafiza, yeni birlesimler olusturma kapasitesi, sozel iletisim kurabilme
ustunlugu insanoglunun biyolojik zorunluluklarinin buyurmadigi
gelismeler saglamasini mumkun kilmistir.
Bu gelismeler kendilerini edebiyatta, bilimsel ve teknik basarilarda,
sanat eserlerinde, gelenekler, kurumlar, orgutler olarak gosterir.
Bu bir anlamda insanin kendi yasamini kendinin nasil yonettigini ve bu
surecte bilincli dusunme ve istemenin nasil bir rol oynadigini aciklar.

DEGISKENLER-DEGISMEZLER...

Insanoglu dogustan, kalitimsal olarak, insan turunun karakteristigi olan
dogal istekleri de iceren, sabit ve degismez olarak niteledigimiz
biyolojik bir bunyeye sahiptir.
Buna ek olarak, yasam suresi icinde, iletisim ve baska etkiler
araciligiyla yasadigi toplumdan kulturel bir bunye edinir.
Zaman icinde degisime acik olan ve bireyle toplum arasindaki iliskiyi
buyuk olcude belirleyen iste bu kulturel bunyedir.
Modern antropoloji bize ilkel denilen kulturlerin karsilastirmali olarak
incelenmesi yoluyla, insanoglunun sosyal davranislarinin gecerli
kulturel kaliplara ve topluma egemen olan orgut tiplerine bagli olarak
cok buyuk degi$iklikler gosterdigini ogretmistir.
Iste insan turunu iyilestirme mucadelesi verenlerin umutlarinin dayanagi
sudur: Insanlarin birbirlerini mahvetmek istemelerinin ya da zalim,
kendi kendine kasteden kaderin ocagina dusmus olmalarinin nedeni
biyolojik bunyeleri degildir.
Yasami olabildigince doyurucu kilabilmek icin toplum yapisinin ve
insanin kulturel yaklasiminin nasil degistirilmesi gerektigini kendimize
sorarsak, degistiremeyecegimiz bazi kosullarin varligi gerceginin
surekli bilincinde olmamiz gerekir.
Daha once de belirtildigi gibi insanin biyolojik yapisi, nereden
bakilirsa bakilsin degismez.
Ustelik son birkac yuzyilda yasanan teknolojik ve demografik gelismeler
kalici durumlar yaratmistir.
Varliklarinin devami icin vazgecilmez sayilan urunlerle, nufusun gorece
yogun oldugu yerlerde, asiri ayrintili bir isbolumu ve son derece
merkezi bir uretim aygiti mutlak zorunluluk haline gelmistir.
Bireylerin ve nispeten kucuk topluluklarin tamamen kendine yeterli
olduklari, geri donup baktigimizda son derece huzurlu gorunen zaman
sonsuza dek yitip gitmistir.
Insanoglunun artik bir uretim ve tuketim gezegeni olusturdugunu
soylersek fazla abartmis olmayiz.

CAGIN OZU

Cagimizin ozunu bana gore neyin olusturdugunu kisaca belirtebilecegim
bir noktaya simdi varmis bulunuyorum.
Bu toplumla bireyin iliskisi ile ilgilidir.
Birey topluma olan bagimliliginin gecmiste olmadigi kadar bilincindedir.
Ama bu bagimliligi organik bir bag, koruyucu bir guc, olumlu bir varlik
olarak gormek yerine, daha cok dogal haklarina hatta iktisadi varligina
karsi bir tehdit olarak algilamaktadir.
Dahasi toplumdaki konumu oyle bicimlenmistir ki, yapisinin egoistce
suruklenisi surekli vurgulanmakta, dogal olarak daha zayif olan sosyal
yapisi gittikce bozulmaktadir.
Toplumdaki konumlari ne olursa olsun tum insanlar bu bozulma surecinde
rahatsiz olmaktadirlar.
Kendi egolarinin mahkumu olduklarini bilmeksizin, kendilerini guvensiz
ve yalniz, yasamin basit, sade, dogal tadindan yoksun kalmis hissederler.
Insan kisa ve cetin de olsa yasamin tadina varabilir, yeter ki kendini
topluma adasin.
Bugunku haliyle kapitalist toplumun iktisadi anarsisi bence belanin asil
kaynagidir.
Onumuzde bireylerinin, birbirlerini kolektif emeklerinin meyvelerinden
yoksun birakmak icin yilmadan -zor kullanarak degil fakat yasalarla
belirlenmis kurallarin tumune gonulden uyarak- ugrastigi dev bir
ureticiler toplulugu gormekteyiz.
Bu baglamda uretim araclarinin -yani tuketim mallarini ve buna ek olarak
yatirim mallarini uretmek icin gereken tum uretim kapasitesinin- yasal
olarak ve cogu kez bireylerin ozel mulkiyetlerinde oldugunun onemini
kavramamiz gerekir.
Konuyu basitlestirmek icin, asagidaki anlatimda uretim araclarinin
mulkiyetini paylasmayan herkesi isci olarak adlandiracagim, bu terimin
yaygin kullanimina tam olarak denk dusmese de.
Uretim araclarinin sahibi, iscinin isgucunu satin alabilecek durumdadir.
Isci uretim araclarini kullanarak kapitalistin mali haline gelecek yeni
mallar uretmektedir.
Her ikisi de gercek deger uzerinden olculmek uzere, iscinin urettigi ile
ona odenen arasindaki iliski bu surecin esas noktasidir.
Is sozlesmesi serbestce belirlendigi surece, isciye yapilan odemeyi
belirleyen urettigi malin gercek degeri degil, iscinin asgari
gereksinimleri ve is icin rekabet eden isci sayisina iliskin olarak
kapitalistlerin isgucune ihtiyaclaridir.
Teoride bile isciye yapilan odemenin urunun degeri tarafindan
belirlenmediginin anlasilmasi onemlidir.

KAPITALIZMIN YASASI

Kismen kapitalistler arasindaki rekabet ve kismen teknolojik
gelismelerin ve artan isbolumunun daha buyuk uretim birimlerinin
kucuklerin yerini almasini saglamasi sonucunda, ozel sermaye az sayida
elde yogunlasmaktadir.
Bu gelismelerin sonucunda, demokratik olarak orgutlenmis bir siyasi
toplumda bile etkin olarak denetlenemeyecek devasa bir guce sahip ozel
sermaye oligarsisi olusur.
Bu boyledir cunku yasama organlarinin uyeleri, nereden bakilirsa
bakilsin secmenle yasama organinin birbirinden ayiran ozel sermaye
tarafindan buyuk olcude finanse edilen ya da baska sekillerde etki
altina alinan siyasi partiler tarafindan secilir.
Bunun sonucunda halkin temsilcileri gercekte nufusun temel haklardan
yoksun kesimlerinin cikarlarini yeterince koruyamazlar.
Ustelik, mevcut kosullar altinda, ozel kapitalistler kacinilmaz olarak
temel bilgi edinme kaynaklarini (basin, radyo, egitim) dogrudan ya da
dolayli olarak denetlerler.
Dolayisiyla, bir vatandasin bireysel olarak nesnel yargilara varmasi ve
siyasi haklarini akillica kullanmasi hayli zor hatta cogu zaman imkansizdir.
Sermayenin ozel mulkiyetine dayali ekonomilerde egemen olan durum iki
ana ilke ile nitelendirilir: Birincisi, uretim (sermaye) araclarinin
ozel mulkiyetidir ve mulk sahipleri bunu diledikleri gibi kullanirlar;
ikincisi serbest is sozlesmesidir.
Bu anlamda tabii ki saf kapitalist toplum diye bir sey yoktur.
Iscilerin uzun ve aci siyasi mucadeleler sonucu, bazi kategorilerde
serbest is sozlesmesi nin iyilestirilmis bir bicimini saglamayi
basardiklarini ozellikle belirtmek gerekir.
Ama butun olarak ele alindiginda bugunku ekonomi saf kapitalizmden fazla
farkli degildir.
Uretime kar icin devam edilir, kullanim icin degil.
Calisabilecek durumda olan ve calismak isteyen herkesin is bulacaginin
bir garantisi yoktur.
Hemen hemen herdaim bir issiz ordusu vardir.
Isci her zaman isini kaybetme endisesi tasir.
Issiz ve cok dusuk ucret odenen isciler karli bir pazar olusturmadiklari
icin tuketim mallarinin uretimi sinirlidir ve sonuc mesakkatlidir.
Teknolojik ilerleme cogu zaman isin zorlugunu hafifletmek yerine daha
fazla issizlige neden olur.
Kar gudusu, kapitalistler arasindaki rekabetin durumuna gore gittikce
daha fazla derinlesen bunalima yol acan sermaye birikiminin ve
kullaniminin istikrarsizligindan sorumludur.
Sinirsiz rekabet, emegin cok buyuk olcude heba olmasina ve daha once de
sozunu ettigim gibi bireylerin sosyal bilinclerinin sakatlanmasina yol acar.
Bana kalirsa kapitalizmin en buyuk kotulugu bireylerin sakatlanmasidir.
Tum egitim sistemimiz bu beladan muzdariptir.
Gelecekteki kariyerine hazirlanmak icin acgozlu bir bicimde basariya
tapmak uzere egitilmis ogrenciye abartili bir rekabetci yaklasim asilanir.

BELADAN KURTULMANIN TEK YOLU: SOSYALIZM

Ben bu korkunc beladan kurtulmanin tek yolu olduguna eminim.
Bu yol, toplumsal hedefler dogrultusunda yonlendirilmis bir egitim
sisteminin eslik ettigi sosyalist ekonominin insasidir.
Boyle bir ekonomide toplumun kendisi uretim araclarinin sahibidir ve
uretim araclari planli bir tarzda kullanilir.
Uretimi toplumun gereksinimlerine uyduran planli bir ekonomi isi
calisabilir durumda olanlara dagitir ve erkek, kadin, cocuk herkesin
gecimini garanti eder.
Bireyin egitimi, dogustan sahip oldugu yeteneklerin gelistirilmesinin
yaninda, gunumuz toplumundaki guc ve basarinin yuceltilmesi yerine,
bireyin icinde cevresindekilere karsi sorumluluk hissi gelistirmeyi
hedefler.
Yine de planli ekonominin henuz sosyalizm olmadigini unutmamak gerekir.
Boylesi bir planli ekonomiye bireyin tamamen kolelesmesi eslik edebilir.
Sosyalizmin basarisi son derece zor bazi sosyo-politik sorunlarin
cozulmesini gerektirir.
Siyasi ve ekonomik gucun merkezilesmesinin yarattigi etki alaninin
genisligi gozonune alindiginda burokrasinin mutlak gucunu ve kendini
begenmisligini engellemek nasil mumkun olacaktir?
Bireyin haklari nasil korunacak ve burokrasinin gucunu dengeleyecek
demokratik bir karsi-guc nasil saglanacaktir?
Yasadigimiz bu gecis surecinde sosyalizmin hedef ve sorunlarinin netligi
cok onemlidir.
Mevcut kosullarda, bu sorunlarin ozgurce ve engelsiz tartisilmasi guclu
bir tabu haline geldigi icin, bu derginin cikarilmasinin onemli bir kamu
hizmeti oldugunu dusunuyorum.

ALBERT EINSTEIN



Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha
az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet
koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.

Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)



Zaman icinde Filistin in tamamina yayilacagiz

Prof.Dr.Haim Weizmann, Israil Devlet Baskani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52



Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap