*/Paralel yapı var mı yok mu?/**/
/**/İşte bütün mesele bu./*
Shakespeare'in de buna benzer bir lafı vardı?


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

------------------------------------------------------------------------


  SÜLEYMAN ÖZIŞIK :Paralel yapı TSK'ya işte böyle sızdı!

08 Eylül 2014 Pazartesi

http://www.internethaber.com/paralel-yapi-tskya-iste-boyle-sizdi-16599y.htm

Süleyman ÖZIŞIK <http://www.internethaber.com/suleyman-ozisik-125z.htm>

[email protected] <mailto:[email protected]>

 Türkiye, Kurmay Albay Hüseyin'in adını ilk kez 17 Aralık darbe
girişiminden sonra duydu.
Dönemin Başbakanı Erdoğan telefonda, *"Albay Hüseyin'in durumu ne
olacak?"*diye soruyor, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, *"Yüksek Askeri
Şura'ya yetişecek efendim"*diyordu.

Bugün size o kurmay albayın başından geçen korkunç olayları anlatacağım.
Ancak o korkunç olayları daha iyi anlatabilmem için 3 yıl geriye, yani
2011 yılının 24 Kasım gününe gitmem gerekiyor.

O günün sabahında, Silivri 7 No'lu Kapalı Cezaevi'nde *"suç örgütüne üye
olmak, dolandırıcılık, rüşvet"*suçlarından tutuklu Özgür Balcan'a
babasının vefat ettiği, eğer isterse babasının cenazesine katılabileceği
bilgisi ulaştırıldı.

Balcan cenazeye katılmak istediğini belirtince, Albay Hüseyin'in
hayatını karartacak olaylar silsilesi de başlamış oldu.

İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi, Balcan'a *"yol hariç 2 gün izin"*verdi.
Bir astsubay, bir uzman çavuş ve iki er, Balcan'ı 24 Kasım sabahı
cezaevi aracıyla Tekirdağ Muratlı'daki cenaze evine götürdü.

Defin işleminin ardından geceyi geçirmesi için Tekirdağ F Tipi
Cezaevi'ne konan Balcan, ertesi gün cenaze evine tekrar götürüldükten
sonra tutuklu bulunduğu Silivri'ye geri getirildi.

*"Tamam işte, bütün prosedür kanunlar çerçevesinde yerine getirilmiş.
Aksilik ve yanlışlık bunun neresinde?"*diyebilirsiniz.

Acele etmeyin, okumaya devam edin!

Ertesi gün memur suçları savcısı Mehmet Kurt, inanılmaz bir işe imza
atarak Balcan'a refakat eden askerler hakkında tuhaf bir gerekçeyle
soruşturma başlattı.
Soruşturmanın konusunu merak ediyorsanız, söyleyeyim:

*"Kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun
kılmak!"*

Yanlış duymadınız!

Soruşturma, hürriyeti zaten mahkeme kararıyla kısıtlanan bir tutuklunun
hürriyetini kısıtlama gerekçesiyle başlatıldı!

Daha vahim olanı söyleyeyim!

Tutuklu Özgür Balcan, suçlanan şahıslardan davacı olmayacağını
söyleyince, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Kurt eylemi, *"hürriyeti
tahdit"*kapsamında değerlendirerek res'en soruşturma başlattı.

Evet, yine yanlış duymadınız!

*"Gece cenaze evinde kalması gerekirdi, siz en yakın cezaevinde
konaklattınız"*bahanesiyle açıldı o soruşturma...

Soruşturmaya, tutuklunun sevki sırasında kendisine refakat eden uzman
çavuş, astsubay çavuş, sevk kararını imzalayan bölük komutanı yüzbaşı,
sevk kararını bölüğe havale eden tabur komutanı binbaşı ve tabura sevk
kararını mesaj emriyle gönderen İl Jandarma Alay komutan yardımcısı
yarbay da dahil edildi.

Ve en önemlisi...

Soruşturmaya bir komutan daha eklendi.
Zaten soruşturmanın başlatılmasındaki asıl hamaç da buydu.
O komutan, Başbakan Erdoğan ile Sadullah Ergin arasındaki telefon
görüşmesinde adı geçen*İl Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Hüseyin
Kurtoğlu*'ydu!

Kurtoğlu'nun soruşturulabilmesi için 4483 Sayılı Yasa gereğince HSYK'dan
izin alınması gerekiyordu.

HSYK bu konuda uyarıda bulununca savcılık, işlenen suçun *"Adli görev
suçu"*olduğunu belirterek bu itirazı da reddetti.
HSYK bu itiraz üzerine bir kez daha, *"Adli görev suçu olsa bile
yargılanamaz"*diye uyarı gönderince savcılık bu kez, *"Bu bir kişisel
suçtur"*diyerek soruşturma için izin alınmasına gerek olmadığını savundu.

Bir süre sonra savcının suç duyurusu kabul edildi ve mahkeme görülmeye
başlandı.
Burada ise bambaşka bir hukuk skandalı yaşandı.

Davanın görüldüğü mahkeme hakimi kısa süreli raporluyken başka bir hakim
apar topar duruşmaya çıkarıldı.
Bu hakim büyük bir görev aşkıyla dosyayı hemen inceleyip, tek duruşmada
6 sanığın da mahkumiyetine karar verdi.

Oysa tüm hakimler bilirler ki başka hakimin mahkemesine geçici olarak
çıkılan duruşmalarda hakimler karar vermez, delilleri toplar ve kararı
esas yetkili hakime bırakırlar.
Basit düşme kararları bile esas yetkili hakimin iş yüzdesi etkilenmesin
diye karara bağlanmaz yetkili hakime bırakılır.

Bu yapılmadığı gibi, yetkili hakim yerine karar veren diğer hakim 2 gün
içinde 11 sayfalık bir gerekçeli karar da yazarak dosyayı kapattı..

Çıkan karar da dehşet vericiydi..

Sanıklar 1 yıl 6 ay cezaya çarptırıldı.
Ancak erteleme, paraya çevirme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması
gibi bir durum yaşanmaması için, suçu işleyen şahısların birden fazla
oldukları ve nüfuzlarını kullanarak bu suçu bilerek ve isteyerek
işledikleri gerekçe gösterilerek cezalar iki katına çıkarıldı.

*"Bu nasıl bir hukuk skandalıdır"*diyorsunuz değil mi?

Durun daha durun!

Aşağıda bundan çok daha fazlasına tanık olacaksınız!

Dosya Yargıtay'a geldiğinde, bu karar ilgili daire tarafından Türk Ceza
Kanunu'nun 53.maddesinin yanlış uygulanması nedeniyle düzeltilerek onandı.

Vallahi de billahi de yine yanlış duymadınız, bu karar yargıtay
tarafından onandı.!
Onama kararı bir süre sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın önüne
gelince işin rengi değişmeye başladı.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu kararın hukuka aykırı olduğu
gerekçesiyle dairenin onama kararına itiraz edince dosya tekrar aynı
dairenin önüne geldi.

Dairenin mevzuat gereği iki seçeneği vardı.

Ya "*kararımız doğrudur"*diyerek dosyayı Ceza Genel Kurulu’na götürecek,
ya da "*Biz bu kararı onayarak hata yaptık"*deyip kararını düzelteceklerdi.

Yargıtay ilgili dairesi ikinci yolu seçerek yapılan hukuk faciasının
genel kurul tarafından öğrenilmemesi için kendi kararını oybirliğiyle
bozup, *"Burada suç yoktur, sanıkların beraatine karar verilmesi
gerekir"*diye karar verdi.

Derin bir oh çekip, *"Hele şükür, adalet nihayet yerini
buldu"*dediğinizi duyar gibiyim.
Ancak hiç de öyle değil!

Buraya kadar anlattığım tüm bu dava süreci yaklaşık 3 yıl sürdü.

Kurmay Albay Hüseyin Kurtoğlu bu dava sürecinde açığa alındı.
Açığa alındığı dönem onun Yüksek Askeri Şura kararlarıyla bir üst
rütbeye terfi edeceği dönemdi.
*Albay Hüseyin Kurtoğlu’nun beraat etmesini bizzat Genelkurmay Başkanı
Necdet Özel istemiş, Erdoğan da bu durumu dönemin Adalet Bakanı Sadullah
Ergin'e bildirmişti.*

Eğer bugün terfi etseydi Türkiye ondan, *"Tuğgeneral Hüseyin Kurtoğlu*"
diye bahsedecekti.
Onun yerine bir başka isim terfi etti.

Kamuoyu, Hüseyin Kurtoğlu'nun yerine Tuğgeneral olan kişinin kimliğini
aylar sonra, Türkiye'yi ayağa kaldıran bir olay sonucunda duydu.

O Tuğgeneral, 19 Ocak 2014'te MİT tırlarının Adana'da durdurulması
emrini veren Adana Jandarma Bölge Komutanı *Tuğgeneral Hamza Celepoğlu*'ydu!

Ha!

Albay Hüseyin Kurtoğlu'nun hayatını karartan kararı veren mahkeme hakimi
kim mi?
Onun adı da Ahmet Türkeri.

Şu anda Diyarbakır'da görev yapan Ahmet Türkeri HSYK seçimlerinin
yapılacağı şu günlerde adalet.org sitesinde, adaletin nasıl olması
gerektiğinden bahsediyor, sabah akşam hükümeti topa tutuyor.

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-140908150600-01
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>

 

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Oraj POYRAZ
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Kartal, ucarken de kartal konarken de!

Anonim Nasihat
- - - - - - - - - - - - -
Allah; Adem i, Nuh u, Ibrahim Ailesi ni, Imran Ailesi ni secerek
alemlere ustun kilmistir.

AL-I IMRAN SURESI 33
- - - - - - - - - - - - -
Kiz bebegin sidigini temizlemek icin birkac kez su serpin; erkek bebegin
sidigini temizlemek icin citeleyin.

Buhari-Muslim-Muvatta-Ebu Davud-Tirmizi-Nesai
- - - - - - - - - - - - -
Fâtih camiinin avlusundayız.
Cenaze namazı kılınacak.
Bazıları tanıdıklarını görünce dişleri görünecek şekilde gülüyor, yahu
bunca zamandır nerelerdesin be diyor.
Neşeli neşeli tokalaşıyorlar, şen şakrak gülüşüyorlar.
Biraz ötede namazını kılacakları biçare cenaze tabutta sere serpe yatıyor.
Zavallı şen şakrak Müslümanlar.
Cenazeler ikiye ayrılır: Ölmüş cenazeler…
Canlı cenazeler…

Mehmet Şevket Eygi
Mürtecilerin çok sevdiği ve önemsediği fikir adamı.
- - - - - - - - - - - - -
Benim elimden gelse Turkleri Arap yaparim, diger Muslumanlari da.
Bunlarin vaktiyle Araplasmadigina da cok eseflenirim.
Arap dili, ne Turk diliyle ne de Cerkez diliyle kiyas kabul etmeyecek
derecede ustunluge sahip oldugundan, insanin, milliyetin kucugune sahip
olup da onunla iftihar edecegine buyugune sahip olarak onunla iftihar
etmesi daha karli ve makul olur.

Seyhulislam Mustafa Sabri Efendi
- - - - - - - - - - - - -
Rum ve Ermeni komitacilariyla, bunlarin ileri gelenleri, devamli sekilde
temasta bulunduklari Ingiliz subaylari ile bazi Amerikan memurlarindan
cok yuz buluyorlar.

(5 Haziran 1919)
K. ATATURK
- - - - - - - - - - - - -
Evrenin sirlarinin kabul edilebilir bir aciklamasinin olmamasi, bir tane
uydurmamizi gerektirmez.
J.Benbasset
- - - - - - - - - - - - -
PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah'la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler'i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk

Asik ERBABI
- - - - - - - - - - - - -
Filistinliler, tipki cekirgeler gibi oldurulmelidir...
kafalari kayalara ve duvarlara carpilarak parcalanmalidir

Izhak Samir, Israil Basbakani
Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
0532 233 31 52
- - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]
<mailto:[email protected]>
        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/



 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap